2 Ocak 2018 Salı

Neo-Osmanlıcılık Yeni Başlıyor!

(Toplumsal Özgürlük, Ocak 2018 sayısı)

Neo-Osmanlıcılık, iktidara geldiğinden bu yana AKP’nin politikalarına, iniş-çıkışlarla olsa da, yön veren en önemli düşünce olmayı sürdürüyor. Sözcüsü olduğu sermayenin yeni pazar ihtiyacının da iteklediği bu düşünce, şimdilerde AKP’nin içeride ve dışarıda yaşadığı krizler için de bir “kurtuluş” imkânı sunuyor. 

Kudüs hamaseti içeriye 

Man Adaları Belgeleri ve Rıza Zarraf ’ın itirafları ile içeride sıkışan AKP’nin imdadına Trump’ın Kudüs kararı Hızır gibi yetişti. Bu karara karşı gösterdiği tavırla “ümmetin lideri” olduğunu tekrardan gösterme şansı yakalayan Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı (İİT) İstanbul’da topladı. Bolca tehdidinin, hamasetin havada uçuştuğu bu toplantıda İsrail’e yönelik herhangi bir yaptırım kararı alınmadı. 

Üstüne üstlük bir kahramanlık edasıyla Filistin Devleti’nin başkentinin Doğu Kudüs olduğu ilan edildi! 

Doğu Kudüs, Hamas’ından FHKC’sine bütün Filistin örgütlerin reddettiği, 1967 sınırlarını esas alan Filistin’in başkenti. Böylece bu karar, Mavi Marmara anlaşmasında fiilen kabul edilen, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu kararına giden yolda önemli bir eşiğin aşılması anlamına geliyor. Çünkü Batı Kudüs’ü işgal ederek ele geçiren İsrail’in bu işgalini tanıyıp “Bari Doğu Kudüs Filistinlilerin olsun» diyorsanız, yarın «aslında Kudüs’ün tamamı İsrail’indir” demenizin önündeki engel nedir? 

Dolayısıyla Kudüs hamasetinin dışarıdan çok içerideki “Müslüman hassasiyeti” yönelik bir içerik taşıdığı ortada. 

Ceddin deden, neslin baban 

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in, Medine’deki kutsal emanetleri İstanbul’a getiren Fahreddin Paşa’yı hırsız olarak gösterip, Erdoğan’ın dedelerinin Müslüman Araplarla ilişkisi buydu diyerek attığı tweet Neo-Osmanlıcıları hareketlendiren bir diğer olay idi. 

Bu tweete karşı, son padişah Vahdettin’in teslim ol emrine rağmen Medine’yi terk etmeyen Fahreddin Paşa’yı ceddi olarak tanımlayan Erdoğan, “Sizin ceddiniz neredeydi?” diyerek BAE’nin en yakın müttefiki Suudların İngilizlerle işbirliğini hatırlattı. Böylece Erdoğan ABD-İsrail’le işbirliğini büyüten Suudilerle BAE’nin geçmişine vurgu yaparak hem Arap dünyasına ümmetin liderinin kim olduğunu göstermeyi hem de içeriye Suudi-BAE’ye karşı Katar’a verdiği desteği meşrulaştırmayı amaçlıyor. Tabi içeriye verilen “Osmanlı’ya karşı kurulan komplolar bize de kuruluyor” mesajı da cabası. 

Bitmeyen Suriye sevdası 

Şam’da namaz kılma ve Esad’ı devirme rüyası El-Bab’da küçük bir alan ve Afrin’de el-Nusra’ya tampon olmayla biten AKP/ Erdoğan, rüyadan uyanmak istemiyor. Son olarak Suriye’deki 15 “büyük” aşireti bir araya getirerek Arap ve Türkmen Aşiretleri Birliği’ni oluşturan AKP/Erdoğan önce Afrin’i, sonra Şam’a yönelik kutlu yürüyüşe devam etmek istiyor. 

Şchengen”e karşılık “Şamgen” vize serbesti ve “komşularla sıfır sorun” sloganıyla “yumuşak” başlayan Neo-Osmanlıcılık, Ortadoğu gerçeklerine çarptıkça giderek “sertleşiyor”. Böylece içeriye çözüm olarak sunduğu “sertliği”, eski Osmanlıyı aratmayacak bir Neo-Osmanlıcı “sertliği” yükselterek “kurtuluş”a erebileceğine inanan AKP/ Erdoğan’ın “ Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma” olasılığı çok yüksek. 

“Güç İyi’nin, İyi de Sermayenin Yanında!”

(Toplumsal Özgürlük, Ocak 2018 sayısı)

Aylardır heyulası ortalıkta dolaşan Meral Akşener ve arkadaşlarının partisi, nihayet Ekim sonunda “İyi Parti” olarak kendisini görünür kıldı. 25 Ekim’de kuruluşunu gerçekleştiren İYİ Parti, medyatik söylemlerine devam ederken örgütlenme çalışmalarına da hız vermiş durumda. 

İyi Parti sahada 

İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener gezilerine Kürt illerinden; parti ise örgütlenmesine Batı’dan başladı.

“Bölge insanının” AKP ile HDP arasındaki bölünmüşlüğüne son vermeyi amaçladığını ve Diyarbakır’da “arkadaşları” olduğunu belirten Akşener, niyetini ortaya koymuş oldu. 90’lı yıllarda Mehmet Ağar’la birlikte faili meçhullerin bir numaralı sorumlusu olan Akşener’in “arkadaşları kim” cümle âlem bilmekte. Anlaşılan Akşener şimdi AKP’de toplaşan “eski dostlarını” kendi çevresine çağırarak, bölge insanına “eski günleri” vaat ediyor. İYİ Parti’nin Batı’da örgütlenmeye başlayarak 16 Nisan’da “Hayır” diyen MHP’lileri hemen kapsamayı, temelini sağlam atmayı hedeflediği görülüyor. Nitekim MHP dışından partiye gelen ilk ismin CHP’nin İzmir milletvekili Aytun Çıray olması; Antalya, Balıkesir, Adana ve Bursa gibi illerde yüzlerce kurucu üyeyle örgütlenilmesi bunun göstergesi. Akşener’in Doğu’daki gezileri ile Batı’daki hızlı örgütlenmeler; İYİ Parti’nin AKP’nin zayıfladığı bölgelerde güçlenip, sonrasında AKP’nin güçlü olduğu yerlere yöneleceğini gösteriyor. 

2019 hayalleri! 

İYİ Parti’nin bir diğer hamlesi 2019’daki Cumhurbaşkanlığı seçim üzerine... İYİ Parti yöneticisi Nuri Okutan 2. Tur’da ittifak öneriyor. 

Meral Akşener’in aday olması taktirde Erdoğan’ın ilk turda seçilemeyeceğini öngören Okutan, her partinin kendi adayını çıkarmasını ve ikinci turda Erdoğan’ın karşısındaki adayın desteklenmesini öneriyor. Bu öneriyle İYİ Parti’nin Meral Akşener’i “başkan” yapmayı planladıkları görülüyor. Bu plana göre Erdoğan’a karşı sağ ve merkez oyları toparlanarak Akşener ikinci tura kalacak; sonrasında da ölümü gösterip sıtmayı razı ederek demokrat-sol seçmenler Akşener’i tercih etmeye zorlanacak. Allah muvaffak etsin! 

Partinin değil sermayenin programı 

Öte yandan programını açıklayan İYİ Parti, Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisine sokmak, kişi balına düşen milli geliri 14,500 dolara çıkarmak gibi burjuva partilerinin klasik vaatlerini sunmaktan çekinmiyor. Bunlarla birlikte İyi Parti, parlamenter sisteme dönmeyi de hedefleri arasına koyarak demokratlara bir parmak bal çalmayı da ihmal etmiyor. Emekçilere ise refahtan pay ve işsizliği yüzde 7’ye düşürmek dışında bir şey sunmayan İyi Parti, eğitim sistemini sermayeyle işbirliği içinde şekillendireceğini programında açıkça ifade ediyor.

Star Wars filmine “Güç İyi’nin yanında olsun” sloganıyla reklam veren İyi Parti’nin işçilere, emekçilere ve halklara umuttan çok kâbus sunduğu görülüyor.

Çünkü “Güç İyi’nin, İyi de sermayenin yanında!” 

(Çeviri) Balkan Savaşı - Amadeo Bordiga

Çevirenin Notu: İtalyan Marksist Amadeo Bordiga’nın bu yazısı ilk olarak Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadının yayını olan “L...