1 Haziran 2019 Cumartesi

Sudan’da Halkın İsyanı Sürüyor

(Toplumsal Özgürlük, Haziran 2019 sayısı)

Soykırım suçlusu Ömer el-Beşir’in 30 yıllık diktatörlüğünü deviren Sudan halkı direnişi sürdürüyor. Geçmiş Arap halk hareketlerinden ders aldığını gösteren Sudan halkı, “şimdilik” devrimini ne askerlere ne de “dış güçlere” kaptırmaya niyetli. 

Direniş kazandırdı 

19 Aralık 2018’de ekmek fiyatına gelen zama karşı başlayan isyan, 11 Nisan 2019’da askeri darbeyle Beşir’in iktidardan indirilmesiyle sonuçlanmıştı. Darbenin ardından Askeri Geçiş Konseyi kurulmuş ve başkanlığına Savunma Bakanı Korgeneral Avad bin Avf getirilmişti. Fakat 24 saat Yemen savaşına katılan Sudan güçlerinin koordinasyonundan sorumlu komutan olan ve Suudilerle arasından su sızmayan Orgeneral Abdulfettah el Burhan başkanlığa getirildi. Darbecilerin başı değişse de halkın sokaklardan çekilmesine yönelik tavırları değişmemiş, buna rağmen halkın direnişi darbecilere geri adım attırmış durumda. Askeri Geçiş Hükümeti kuran darbeciler, önce üç yıl ardından iki yıl ömür biçtikleri bu hükümeti şimdi çoğunu sivillerin oluşturmasına razı oldular. 300 kişilik kurucu meclisin 200 koltuğuna Özgürlük ve Değişim Güçleri (ÖDG) bileşenleri, 100 koltuğuna diğer siyasi partiler sahip olacak. 

İhvancılar ve darbeciler 

Direnişe öncülük eden ÖDG, meslek örgütleri ve siyasi örgütleri barındırıyor. Sudan Komünist Partisi (SKP) gibi komünist örgütleri de barındıran ÖDG 2014’ten bu yana Beşir diktasına karşı mücadelesine sürdürmekte. Beşir diktasının her türlü şiddetini ve hilesini deneyimlemiş olan ÖDG, darbecilerin yönetimindeki bir geçiş hükümetinin halkın kazanımlarını yok edeceğinin farkında. 

Diğer yandan Sisi’den kaçan İhvancılara Beşir’in kucak açmasından dolayı Sudan’da ciddi bir İhvan gücü mevcut. İhvancıların tıpkı Mısır’da olduğu gibi sinsice iktidarı alabilme ihtimallerini de göz önünde bulunduran ÖDG, İhvancı komutanların tasfiyesi üzerinde de ısrarla duruyor. Bu çifte tehlikeye karşı ÖDG sokakları tutmaya devam ediyor. 

Dış güçler çabalıyor 

Ülke içerisindeki güçlerinin mücadelesinin yanı sıra bölgesel güçler de hamlelerini sürdürüyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ekseni, Sudan’ın eski sahibi Mısır ve Türkiye-İran-Katar ekseni Sudan’ı kendi yanına çekmek için çabalıyorlar. 

Suudi Arabistan ve BAE, üst düzey bir heyetle birlikte 500 milyon nakit para ve gıda, yakıt, ilaç tedariki için 2.5 milyar dolarlık yardım paketi sundu bile. Mısır Afrika Birliği üzerinden hamlelerini denerken, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman el Sani’nin başkent Hartum’a gitme girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Suud-BAE ekseninin, darbeci askerler arasındaki yandaşlarının da sayesinde diğerlerine nazaran bir adım önde gözüküyor. 

Fakat sokaklardan çekilmeyen Sudan halkı, 1989’daki baskı ve katliamla neredeyse yok edilen SKP’nin küllerinden doğması ve özellikle Sudanlı kadınların dünyayı sarsan direnişleri ne darbecilerin ne İhvancıların ne de bölgesel güçlerin halkın isyanını bu sefer çalamayacaklarını gösteriyor. Sudan’daki halk isyanı, halkların Arap Baharı’nın yeni ve daha sınıfsal bir biçiminin filizlendiğini gösteriyor. 

MHP’nin “Şiddetli” Geçimsizliği

(Toplumsal Özgürlük, Haziran 2019 sayısı)

31 Mart seçimlerinin “gizli” galibi MHP, ilan ettiği “zaferin” sarhoşluğuyla gemiyi azıya almış durumda. Geminin eskiliği ve yıpranmışlığı denizin kaotik halinden dolayı yaşanan sarsıntılarla bu sarhoşluk hali birleşince, MHP’nin gözünü karartmasına neden oluyor. 

Linç ve tavsiyeler 

Bu gözü karalığın altında yatan nedenlerden biri AKP’den alınan il belediye başkanlıkları. Tefeci-bezirgân kökenli Anadolu sermayesinin desteğini kazanan MHP, bu desteği konsolide etmenin hedefinde. Bunun için de AKP’nin güç yetmezliğinden kaynaklı boşlukta bıraktığı konulara sert girdi yapmaktan çekinmemekte. Bunun en somut örneği ise Çubuk’taki linçte gösterildi. Her anı çok organize bir şekilde düzenlenen Çubuk’taki linçi hemen sahiplenen Bahçeli, Kılıçdaroğlu’na ve HDP’ye, asker cenazelerine bir adım bile yaklaşılmaması “tavsiyesinde” bulunmakta da hiç bir beis görmedi. Bu tavsiyeler MHP’nin salt bir sopa olmakla yetinmek istemediğini, sopayı sallayan el ve akıl olmaya hazır ve nazır olduğunu da ilan etti. Linç ve tavsiyeler, ekonomik krizle birlikte AKP’den yengeç adımlarıyla uzaklaşan Anadolu sermayesinin MHP’ye yanaşmasını sağlıyor. Üstelik MHP’nin bunu HDP ve asker cenazeleri üzerinde uygulayarak meşruiyet ihtiyacını gidermesi de cabası. Dolayısıyla MHP fırsat bulduğunda/yarattığında bu tip “şiddetli” pratikleri sergilemekten çekinmeyecektir. 

İstanbul “fırsatı"

Öte yandan küçük şehirlerin el ve akıl olmaya yetmeyeceğinin farkında olan MHP için tekrarlanacak olan İstanbul seçimleri büyük bir fırsat sunuyor. İstanbul kazanıldığı taktirde elde edilecek olan rant şimdiden gözlerini kamaştırmakta. Bu yüzden Anadolu sermayesinin İstanbul’daki uzantılarını “hemşeri harekâtı” ile devreye sokarak gücünü pekiştirip büyüterek rant pastasına konmayı amaçlıyor. 

Fakat MHP’nin, Anadolu sermayesini hemşeriler aracılığıyla İstanbul’a taşıdığı gibi, oradaki “şiddet” biçimini İstanbul’a taşıması oldukça zor. Bundan dolayı Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesinde Bahçeli’nin “sakınca bulmaması”, “19 Mayıs gemisinde” verilen görüntü fırsatın kaçmaması “şiddetin” perde arkasından yapılmaya çalışacağına işaret ediyor. 

Krizler ve Beka 

Bu hesapların, devlet krizinin ve ekonomik krizin şiddetlendiği bir ortamda “rasyonellik” taşıdığı öngörülebilir. Fakat tam da kriz halindeki devletin esas parçalarından biri olan MHP’nin, bizzat nedenlerinden biri olduğu bu krizlerden hem “beka” sorunun çözerek hem de bu “fırsatları” elde ederek çıkma ihtimali düşük. 

Bu düşük ihtimal MHP’nin zafer sarhoşluğuna turp sıkmakla birlikte hem AKP hem de halkla olan geçimsizliğini şiddetlendiriyor. Dolayısıyla gemisinin eskiliğini, yıpranmışlığını ve tayfa eksikliğini göz ardı ederek, deniz üzerinde kalabilmenin ve dalgaların güverteye bıraktığı balıkların mutluluğunu yaşayan MHP için, halkın coşkun akan seliyle karşılaşması halinde kurtulma ihtimali pek mümkün gözükmüyor. 

(Çeviri) Balkan Savaşı - Amadeo Bordiga

Çevirenin Notu: İtalyan Marksist Amadeo Bordiga’nın bu yazısı ilk olarak Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadının yayını olan “L...