1 Ağustos 2016 Pazartesi

Fransa’da ‘Olağanüstü’ Zamanlar

(Toplumsal Özgürlük, Ağustos 2016 sayısı)

Charlie Hebdo ve Paris katliamlarından sonra Fransa, 14 Temmuz günü Nice kentinde son yıllardaki üçüncü büyük katliamı yaşadı. 14 Temmuz Ulusal Bayramı’nı kutlayan kitleye giren tır 84 kişinin ölümüne neden oldu. Saldırıyı IŞİD üstlenirken, tırı kullanan kişinin Tunus asıllı Muhammed Lahouaiej Bouhlel oldu ortaya çıktı. 

Fransa IŞİD’in yeni savaş merkezi 

Son bir yıl içerisinde Suriye ve Irak’ta büyük yenilgiler yaşayan IŞİD, savaşın yörüngesini Avrupa’ya döndürdü. Özellikle 13 Kasım 2015’teki Paris katliamından bu yana başta Fransa olmak üzere Avrupa’da saldırılarına devam eden IŞİD, bir yandan Ortadoğu’daki yenilgi sürecini durdurmak veya yavaşlatmak isterken, diğer yandan Avrupa’daki mutsuz, ötekileştirilmiş Müslümanları kazanmaya çalıştığı görülüyor. Avrupa’da, özellikle de Fransa’da sağın yükselmesiyle Müslümanlara yönelik olumsuz bakış ve davranışların giderek arttığı görülüyor. Genellikle Cezayir ve Tunus gibi eski Fransız sömürgesi olan ülkelerden gelen Müslümanlar, uzun yıllardır yoğun emek sömürüsüne maruz kalmakla birlikte getto ve banliyölerde yaşamaya zorlanarak ötekileştirilmeye uğratmaktaydılar. Buna ek olarak sağın İslamofobik ve ırkçı davranışları yoksul Müslümanların öfke ve şiddetini giderek arttırıyor. 2000’li yıllarda banliyö ve gettolarda ırkçılık karşıtı isyanlarla dile getirilen bu öfke, giderek IŞİD’in kullandığı bir alan haline geliyor. Nitekim 26 Temmuz’da Rouen kentinde kiliseye yapılan ve rahibin öldürülmesiyle sonuçlanan saldırıyı da üstlenen IŞİD’in, savaşı “dinler arası” veya “medeniyetler arası” boyuta çekmeye çalıştığı görülüyor. Öte yandan Fransız sağının ve kısmen solun bir bölümünün de saldırıların “Batı medeniyetine”, “sekülarizme” karşı yapıldığını söylemesi de IŞİD’in ekmeğine yağ sürüyor. 

Fransa’da OHAL işçileri ve öğrencileri hedefliyor 

13 Kasım’daki IŞİD saldırısından sonra ilan edilen OHAL, giderek uzatılmış ve Temmuz ayı sonunda bitirileceği açıklanmıştı. Nice saldırısıyla birlikte OHAL tekrar uzatıldı ve ne zaman biteceğine dair bir belirti görülmüyor. Şunu da hatırlatması fayda var: IŞİD’in ya da IŞİD’in mesajları içsellestirmiş olan insanların son saldırıları OHAL koşullarında gerçekleştirildi. Yani, OHAL bu tür olayları engelleyemedi. 

Bununla birlikte son gelişmeler OHAL’in sadece IŞİD’e yönelik değil, Fransa’daki işçilere ve öğrencilere yönelik olduğunu gösteriyor. Nisan ayı başında yeni çalışma yasasına karşı başlatılan grevler ve gösteriler bütün Fransa’ya yayılmış, Avrupa Futbol Şampiyonası’na rağmen devam etmişti. Ayrıca öğrencilerin ve gençliğin de katılımıyla direniş giderek büyümüş ve sokaklar direnişçiler tarafından zapt edilmişti. Bu OHAL kapsamında Fransa devletinin, direnişlerini engelleyemediği işçileri ve öğrencileri hedef alacağı gözüküyor. Fransa hükümeti OHAL bahanesiyle gittikçe demokratik hakları kısalttı ve böylesine gerçek hedefi ne ve kim olduğunu net gösterdi. 

Ve görüyoruz ki: Fransa hükümeti OHAL ve terörizm tartışmalarını kullandı ve toplumun %60 aşkın istemediği yeni iş yasasını geçirdi. Bunu başarmak için başbakan Valls anayasanın 49.3 maddesindenden yararlandı ve meclisten bağımsız olarak bu yasayı geçirdi. 

Fransa’nın açmazları 

Fransa’nın problemi IŞİD gibi düşmanlar değildir. Fransa’nın problemleri kapitalist ve emperyalist düzenin derinleşen krizi ve Fransa’nın bu düzenin içindeki konumlanışından doğuyor. 

Kapitalizmin yapısal krizinden en çok etkilenen merkez ekonomilerinden biri olan Fransa, hem krizden çıkış için hem de AB içindeki geleneksel rakibi Almanya ile rekabet edebilmek için dışarıda emperyalist politikalara içeride ise emeğe karşı saldırılara yöneliyor. Kaddafi Libya’sına yönelik saldırılara öncülük eden ve Libya petrollerine kısmen el koyan Fransa Suriye’de aktif rol üstlenmeye çalışıyor. Fransa’nın bu emperyalist hamleleri IŞİD katliamlarıyla kendine dönmekle birlikte içerideki toplumsal katmanlar arasında çatlağa neden oluyor. Bu emperyalist hamlelerle bir bütünlük taşıyan işçi sınıfına yönelik saldırılar ise büyük bir direnişle karşılaşıyor. Fransa giderek tarihsel açıdan “olağanüstü” bir döneme giriyor ve bu dönemin nasıl biçimleneceğini Fransız işçi sınıfı, emekçileri ve öğrencilerinin direnişi belirleyecek. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

(Çeviri) Balkan Savaşı - Amadeo Bordiga

Çevirenin Notu: İtalyan Marksist Amadeo Bordiga’nın bu yazısı ilk olarak Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadının yayını olan “L...