Soykırımcı Epstein Koalisyonu’nun (ABD ve İsrail) 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı kapsamlı saldırıların üzerinden bir ay dahi geçmeden, Orta Doğu'daki savaşın ağırlık merkezi hızla Lübnan'a kaymış durumda. Soykırımcı ve işgalci İsrail'in 2 Mart'ta başlattığı hava saldırıları ve 16 Mart'ta duyurduğu kara harekâtı, emperyalizmin ve siyonizmin bölgedeki hegemonyasını tesis etme arayışının en kanlı tezahürü. Ancak Nisan ayının ilk günleriyle birlikte sahadan gelen güncel veriler, Tel Aviv'in planlarının ciddi bir direniş duvarına çarptığına işaret ediyor.
"Gazze Modeli" Dayatması
İsrail Savunma Bakanı Katz'ın harekâtın başında dile
getirdiği "Litani Nehri'ne kadar olan hattı tam kontrol altına alma"
ve bölgeyi "Gazze modeline" dönüştürme “planı”, sivillere yönelik bir
soykırım planıydı.[1] Nitekim
hayatını kaybedenlerin sayısının 1200'ü aşması ve sivil altyapının planlı
tahribatı bu vahşetin boyutlarını özetliyor.[2]
Fakat işgal ordusu sahada ilerledikçe direnenlerin duvarına çarpmaya başladı.
İsrail ordusu "Hizbullah'ın silahsızlandırılması" gibi büyük
hedeflerden geri adım atma sinyalleri veriyor; zira bu hedefe ulaşmanın
"Lübnan'ın her köyünü tek tek dolaşmayı" gerektirdiğinin ve bunun
büyük bir askeri felaket anlamına geleceğinin farkına varmış durumdalar.
Tampon Bölgenin ve Ordunun Çöküşü
İsrail'in teknolojik ve hava üstünlüğüne dayalı askeri
doktrini, sahada Hizbullah'ın hazırlığına şiddetle çarptı. Nisan ayının ilk
günlerinde İsrail'in ilan ettiği sözde "tampon bölge" fiilen çöktü,
direniş roketleri İsrail'in içlerine, tüm yerleşim hattına yayıldı.
Hizbullah'ın gelişmiş silah sistemlerini sahaya sürmesi de dengeleri
değiştiriyor. Nitekim İsrail ordusu, Güney Lübnan'da gelişmiş bir Hermes-450
insansız hava aracının yerden havaya füzeyle düşürüldüğünü kabul etmek zorunda
kaldı.[3]
İsrail ordusunda yaşanan tıkanıklık da artık gizlenemiyor.
Genelkurmay Başkanı Zamir'in "daha fazla askere ihtiyacımız var"
diyerek itiraf ettiği personel krizine, asker ailelerinin isyanı eklenmiş
durumda. Nahal Tugayı'ndaki askerlerin aileleri, hava desteği eksikliği ve
güvenli olmayan saha koşulları nedeniyle çocuklarının Lübnan'da
görevlendirilmesine karşı Başbakan Netanyahu'ya bir mektup gönderdi. İşgal
ordusunun yedek generali Gerşon Hakohen'in de açıkça dile getirdiği "Eğer
onlara söylendiği gibi Hizbullah gerçekten yenildiyse, nasıl bu kadar çabuk
toparlanabildi?" sorusu[4],
İsrail kamuoyundaki paniğin en net özeti.
Ortak Direniş Hattı
Meselenin sadece Güney Lübnan'a hapsedilemeyecek kadar çok
boyutlu olduğu, güncel gelişmelerle bir kez daha kanıtlanıyor. Savaşın askeri
boyutuna, son derece tehlikeli bir siyasi kuşatma eşlik ediyor. Washington'ın
baskısıyla Lübnan hükümeti, Hizbullah'ın askeri kanadını "yasadışı"
ilan etmeye girişerek iç cepheyi çökertmeye çalışıyor. Üstelik Suriye'deki HTŞ
iktidarının bu silahsızlandırma dayatmasına destek vererek Lübnan sınırına
kuvvet yığması, direnişin hem güneyden işgalci İsrail hem de kuzeyden emperyalist
destekli vekil güçler tarafından kıskaca alınmaya çalışıldığını gösteriyor.
Ancak bu kuşatmaya karşı direniş cephesi de safları
sıklaştırıyor. İran Devrim Muhafızları'nın başlattığı "Gerçek Vaat 4"
operasyonunun 93. dalgasının, doğrudan Hizbullah ile tam bir koordinasyon
içerisinde yürütüldüğü, Hayfa ve Batı Celile'deki İsrail askeri noktalarının
ortaklaşa hedef alındığı duyuruldu.[5]
Bu durum, cephelerin birleştiğinin ve bölgesel savaşın artık tek bir harita
üzerinden okunduğunun ilanı.
Halkların Direnişi
Lübnan, İsrail'in işgalci politikaları ile ABD
emperyalizminin hegemonya çabaları nedeniyle ağır bir toplumsal maliyet yükleniyor.
Savaşın sivil altyapıda yarattığı kalıcı yıkım ve kitlesel göç hareketleri,
sürecin asıl mağdurunun bölge halkları olduğunu net bir biçimde gösteriyor.
Diğer taraftan, İsrail'in “Litani'ye kadar kontrol” hedefi uzun vadeli bir
işgal projesinin bir diğer adımı. Ancak sahadaki direnişin bu projeyi ciddi
biçimde sekteye uğrattığı ve İsrail ordusunu askerî açıdan sürdürülemez bir yıpratma
savaşına doğru çektiği de somut bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.
Bu da bölgede kalıcı bir barışın ancak halkların örgütlü direnişiyle emperyalistleri ve işbirlikçilerini bölgeden söküp atılması sonucunda mümkün olacağını ortaya koyuyor.
[1] https://www.bbc.com/news/articles/c5yx8knpr5no
[2] https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/lubnan-da-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybedenlerin-sayisi-1238-ya-yukseldi-2490587
[3] https://ydh.com.tr/d/37553/hizbullah-tan-yeni-hamle-hermes-450-vuruldu
[4] https://ydh.com.tr/d/37589/hizbullah-israil-in-hava-operasyon-kabiliyetini-sinirliyor
[5] https://www.ydh.com.tr/d/37681/gercek-vaat-4-un-93-dalgasi-hizbullah-ile-ortak-yurutuldu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder