28 Şubat Cumartesi günü Epstein Koalisyonu’nun (ABD ve İsrail) İran'a geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan savaş sürüyor. Nükleer müzakerelerin sürdüğü bir dönemde, hiçbir resmi savaş ilanı yapılmadan ve Kongre kararı alınmadan yeni bir katliama imza atan Epstein Koalisyonu, İran’ın “sürpriz” direnişi karşısında çuvallıyor.
Savaşın Bir Haftası
Epstein Koalisyonu bir haftalık süreçte İran'a 1000'den
fazla saldırı düzenledi. Bu saldırılarda İran Kızılay Cemiyeti’nin açıklamasına
göre 5 Mart itibariyle 1.332 İranlı hayatını kaybetti.[1]
Ölenlerin 165’inin Minab Okulu’nun kız öğrencileri olduğunu belirtip (saygıyla
anıyorum) Epstein Koalisyonu’nun soykırımcı yönünü ifade etmek gerekiyor.
İran’ın misilleme saldırılarının hedefi ise İsrail kentleri ve
bölgedeki ABD üsleri oldu. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn,
Ürdün ve Suudi Arabistan'daki ABD üslerine füze ve insansız hava aracı (İHA) gönderen
İran, Hürmüz Boğazı’nı geçişe kapatarak petrol tankerlerini vurmaya başladı.
Bununla birlikte Hürmüz Boğazı'nda İran firkateyninin batırılması,
İsrail’in Lübnan'a saldırması, Irak ve Azerbaycan topraklarına İHA'ların düşmesiyle
savaş hızlıca bölgeselleşti. Dolayısıyla savaşı İran’ın sınırlarına yığmak
isteyen Epstein Koalisyonu’nun hesaplarının aksine çatışmalar Orta Doğu düzleminde
devam ediyor. Bu durum da savaşın etkilerinin askeri ve ekonomik boyutunun
küresel düzeye sıçramasına neden oluyor.
Avrupa ve ABD’ye Darbe
Rusya ve Çin’in “doğrudan” dahil olmaması nedeniyle savaşın askeri
düzeyi küresel boyutta olmasa da ekonomik düzeyi küresel boyutta etkilerini gösteriyor.
Petrol arzında yaşanan kesintilerle birlikte Brent türü ham
petrolün varil fiyatı yüzde 30 artarak 92 dolar düzeyini aştı.[2]
Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte doğalgaz ve petrol sevkiyatının
durması da Batı’da enerji krizine neden oldu. Avrupa şimdiden yeraltı doğalgaz
depolarının yüzde 70’ini harcadı.
Avrupa’nın enerji krizi yaşamasına karşılık İran ile Çin, Çin
gemilerinin Hürmüz Boğazından serbest geçişini sağlayacak mutabakatı imzalayarak
safları sıklaştırıyor.[3]
Safların sıklaşması ise Çin'in küresel yükselişini
dizginlemek, Orta Doğu'daki enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını denetim
altında tutmak isteyen ABD emperyalizminin planlarına bir başka önemli darbenin
vurulması demek.
Epstein Koalisyonu Kaybediyor
İsrail ile kurduğu Epstein Koalisyonu’nun İran’ı kolayca ele
geçirebileceğini düşünen Trump yönetimi, molla rejiminin zalimliğine rağmen
yurdunun emperyalistler tarafından talan edilmesine razı olmayan İran halkının direnişine
çarpmış durumda.
Trump çaresizlik içerisinde "İran Devrim Muhafızlarına,
orduya ve polise silahlarını bırakması çağrısı yapıyorum, yoksa hepsi
öldürülecek" derken, Beyaz Saray Sözcüsü "İran hava sahasının tam ve
eksiksiz kontrolünü" ele geçirme yolunda ilerlediklerini söyleyerek koalisyonun
"olağanüstü başarılı" bir operasyon gerçekleştirdiğini ilan ediyor. “Olağanüstü
başarılı” operasyonların sonucu ise İran’ın füze saldırılarını engellemek
değil, yüzlerce sivilin katledilmesi, yerle bir edilen altyapı, hedef alarak
vurulan hastaneler ile İran halkına teslimiyeti dayatmak.
Koalisyon katliamlara doymamış olacaklar ki Pentagon,
savaşta kullanılan silahların yerine yenilerini koymak için yaklaşık 50 milyar
dolarlık ek bütçe hazırlarken[4],
Tomahawk füzelerinin üreticisi Raytheon yıllık üretimi bin füzeye çıkarmak için
Pentagon ile yeni bir anlaşma imzalıyor[5].
Savunmasız halkın katledilmesiyle birlikte silah sermayesine verilen bu destek,
Epstein Koalisyonu’nun İran halkı nezdinde kendisine boyun eğmeyen halklara
katliam dayatacağını açıkça gösteriyor.
Avrupa'nın İkilemi
Trump’ın vassallık dayatmasına karşın Münih'te
"stratejik özerklik" çağrısı yapan Avrupa, kendi çıkarlarının peşinde
kıvrım kıvrım kıvranıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, amiral gemisi Charles de
Gaulle'ün Akdeniz'e hareket etmesi emrini verirken, Hollanda da Fransa'yı
desteklemek için savaş gemisi gönderme kararı aldı. Buna karşın İspanya üslerini
ABD'ye kullandırmayı reddetti, Almanya ise savaşa katılmayacağını duyurdu.
Bu tablo, Avrupa'nın Washington'dan tam anlamıyla kopmaya
henüz hazır olmadığını, ama körü körüne itaat etmek de istemediğini gösteriyor.
Avrupa burjuvazisinin bu çelişkili tutumu, kendi çıkarları ile ABD hegemonyası
arasındaki derin gerilimi yansıtıyor.
Direniş
İngiliz yazar H.G. Wells, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın başlarında (1914) kaleme aldığı "Tüm Savaşları Bitirecek Savaş" adlı eserinde militarizmi eleştirip barışı savunmuştu. O savaş savaşları bitirmek bir yana emperyalizmin başka savaşlarına da yol açmıştı. Fakat ABD emperyalizmi ve soykırımcı İsrail devleti tarafından bölge halklarına dayatılan bu savaşa karşı İran halkının gösterdiği cesaret, bütün dünya halklarının ayağa kalkmasına yol açtığı takdirde, bütün savaşları bitirebilme potansiyeline sahip. Zaman bu cesarete ve direnişe destek verme zamanıdır.
[1] https://haber.sol.org.tr/haber/abd-israil-saldirilarinda-sekizinci-gun-iranda-yerlesim-yerleri-hedefte-407220
[2] https://www.bloomberght.com/emtia/brent-petrol
[3] https://www.msn.com/en-in/news/insight/iran-grants-china-exclusive-hormuz-passage/gm-GM1F1BB765?gemSnapshotKey=GM1F1BB765-snapshot-0&uxmode=ruby
[4] https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/defense-executives-plan-meet-white-house-strikes-iran-diminish-stockpiles-2026-03-04/
[5] https://www.19fortyfive.com/2026/03/the-u-s-militarys-great-tomahawk-missile-shortage-looks-inevitable-thanks-to-the-iran-war/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder