Elinizdeki yazı, “Yönetim Üzerine Üç Soru” başlıklı yazı dizisinin ilk durağıdır. Üç yazı boyunca yönetimin nereden geldiğini, kimin yönetmesi gerektiğini ve otoritenin nasıl işlediğini birbirinden farklı düşünürler üzerinden ele alacağız. Bu ilk yazıda soruyu en temelden sormaya çalışıyoruz: Yönetim neden var? Engels, Rousseau ve Şeriati bu soruya sırasıyla materyalist, toplum sözleşmeci ve teolojik perspektiflerden yanıt verirken ortak bir zemin de paylaşırlar: Yönetim, insanın özgün doğasından değil tarihin içinden gelir.
Engels, yönetimin
kökenini üretim ilişkilerinin tarihsel dönüşümünde arar. Anaerkil toplumda
insanlar yalnızca kendi gereksinimlerini karşılamak üzere işbirliği içinde
geçimlerini sağlamış, bu süreçte herhangi bir artık da oluşmamıştır. Kan
bağının toplumsal ilişkiler üzerindeki belirleyiciliği güçlüyken otorite,
işbölümü ve hiyerarşi oldukça sınırlı kalmıştır. Ne var ki neolitik devrimle
birlikte avcılık-toplayıcılıktan "üretim" ekonomisine geçiş, bu
dengeyi köklü biçimde değiştirmiştir. Hayvan gücünün tarıma koşulması ve
dayanıklı madenlerin kullanılmasıyla birlikte üretimde artık giderek büyümüş;
artığa el koyan askeri şef, önce savaş şefine, ardından soylu sınıfın temelini
atan arkhon'a dönüşmüştür. Engels'in deyimiyle devlet, toplumun sınıflara
bölünmesiyle zorunlu hale gelmiştir. Dolayısıyla yönetme ve yönetilme, insanın
özgür iradesinin değil, toplumsal işbölümünün bir dayatmasıdır.
Rousseau bu soruya farklı
bir kapıdan girer. Ona göre insan, ilkel durumda kimseye ihtiyaç duymaksızın
kendi varlığını sürdürebildiği için doğası gereği özgürdür. Toplumsallaşmayı
başlatan şey ise bu özgürlüğe içkin bir istek değil, doğal afetler ve vahşi
hayvanlar gibi dışsal zorunluluklardır. Bir arada yaşamak hem hayatta kalmayı
kolaylaştırmış hem de maddi zenginlik yaratmıştır; ancak bu süreç insanı
alışkanlıklarını yitirerek "soysuzlaştırmıştır" da. Toplumsallaşmayla
birlikte mülkiyetin ve kanunun kurumsallaşması tarihsel bir süreç içinde adım
adım gerçekleşmiş, eşitsizlik derinleştikçe yönetme-yönetilme ilişkisi de
meşruiyet kazanmaya başlamıştır. Rousseau'ya göre bu durumdan çıkış, insanların
ortaklaşa yapacağı bir toplumsal sözleşmeden geçmektedir; yalnızca bu
sözleşmeyle toplumsal özgürlüğe kavuşulabilir.
Şeriati ise ahlakın,
dilin ve toplumsal kurumların içinde bulunulan iktisadi ve sosyal koşullara
göre değişip dönüştüğünü vurgulayarak tarihselliği başka bir düzlemde ele alır.
Peygamberlerin kitap ve mesaj aracılığıyla insanlara "Sen kimsin?" sorusunu
yöneltmesi, onların içindeki sorumluluğu ve gerçekliği açığa çıkarma çabasıdır.
Bu bağlamda Şeriati, yönetilmeyi salt bir iktidar ilişkisi olarak değil,
insanın Allah'a tabi kılınması yoluyla gerçekleştirilen varlıksal bir edim
olarak konumlandırır. Doğu'nun Allah-merkezli anlayışında insan, büyük ezeli
bir kutba tabidir; dolayısıyla yönetilmek bu anlayışta insan olmanın ontolojik
bir zorunluluğuna dönüşür.
Üç düşünür de farklı
yollardan aynı soruya yanıt arar: yönetim nereden gelir? Engels için yanıt,
artığın yarattığı sınıf çelişkisindedir; Rousseau için doğal özgürlüğü
aşındıran toplumsallaşma sürecindedir; Şeriati içinse ilahi bir zorunluluktur.
Bu farklılıklar, yönetimin kökenine ilişkin materyalist, toplum sözleşmeci ve
teolojik açıklamaların birbirini tamamlayan gerilimini ortaya koyar. Yönetme ve
yönetilmenin tarihsel bir olgu olduğu konusunda üçü de hemfikirdir; ancak bu
tarihin ne anlama geldiği ve nasıl aşılacağı konusunda yolları birbirinden
keskin biçimde ayrılır.
Bu soruların izini
sürdükten sonra, bir sonraki yazıda bir adım öteye geçiyoruz: Yönetim tarihsel
bir olguysa, kimin yönetmesi gerektiği sorusu da bir o kadar acildir.
Kaynakça
Engels, F. (2012), Ailenin,
Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, (Çev. Kenan Somer),Sol Yayınları,
Ankara.
Fişek, K. (2015), Yönetim,
Kilit Yayınları, Ankara (5. Baskı).
Rousseau, J. J. (2013), İnsanlara
Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine, (Çev. R. N. İleri),
Say Yayınları, İstanbul.
Şeriati, A. (2000), Dinler
Tarihi 1, (Çev. Ejder Okumuş), Fecr Yayınları, Ankara.
Şeriati, A. (2013), Kur'an'a
Bakış, (Çev. Hicabi Kırlangıç- Ejder Okumuş- Murat Demirkol-Kenan
Çamurcu-Doğan Özlük), Fecr Yayınları, Ankara.
Woods, A., & Grant,
T. (2011), Aklın İsyanı, (Çev. Ufuk Demirsoy, Ömer Gemici), Tarih
Bilinci Yayınları, İstanbul (3. Baskı).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder