Çevirmenin Notu: Walter Benjamin’in 1931 yılında kaleme aldığı bu deneme ilk olarak Frankfurter Zeitung gazetesinin 20 Kasım 1931 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Yazıya şu linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.textlog.de/benjamin/kleine-prosa/denkbilder/destruktive-charakter
Bir insan, geriye dönüp hayatına baktığında, yaşadığı
neredeyse tüm derin bağların, herkesin “yıkıcı karakteri”nin iyi bilindiği
konusunda hemfikir olduğu insanlardan kaynaklandığını fark edecektir. Bir gün,
belki de tesadüfen, bu gerçeğiyle karşılaşır ve bu durumun yaratacağı şok ne
kadar şiddetli olursa, yıkıcı karakteri geliştirme şansı da o kadar artacaktır.
Yıkıcı karakterin tek bir sloganı vardır: Yer açın; tek bir
eylemi: temizlik. Temiz havaya ve açık alana duyduğu ihtiyaç, her türlü
nefretten daha güçlüdür.
Yıkıcı karakter genç ve neşelidir. Çünkü yıkmak kendi çağımızın
izlerini ortadan kaldırdığı için gençleştirir; her bir ortadan kaldırma eylemi,
yıkıcıya kendi durumunun tam bir indirgenmesini, hatta köküne inmesini ifade ettiği
için neşelendirir. Dünyanın, yok edilmeye layık olup olmadığına göre ne kadar
muazzam bir şekilde basitleştiğinin farkına varmak, bizi bu Apolloncu yıkıcı
imgeye daha da yaklaştırır. Bu, var olan her şeyi uyumlu bir şekilde kucaklayan
büyük bir bağdır. Bu manzara, yıkıcı karaktere en derin uyumun sergilendiği bir
gösteri sunar.
Yıkıcı karakter her zaman taze bir enerjiyle çalışır. Hızını
belirleyen doğadır, en azından dolaylı olarak: çünkü o, doğadan bir adım önde
olmak zorundadır. Aksi takdirde yıkımı doğanın kendisi üstlenecektir.
Yıkıcı karakterin zihninde hiçbir görüntü canlanmaz.
İhtiyaçları azdır ve en önemsiz ihtiyacı da, yıkılanın yerine neyin geçeceğini
bilmektir. Başlangıçta, en azından bir an için, o şeyin durduğu boş alan,
kurbanın yaşadığı yerdir. Onu işgal etmeden önce ona ihtiyaç duyan biri mutlaka
çıkacaktır.
Yıkıcı karakter işini yapar, sadece yaratıcı işlerden
kaçınır. Yaratıcının yalnızlığı aradığı gibi, Yıkıcı da sürekli olarak kendini insanlarla,
eylemine tanık olanlarla çevrelemelidir.
Yıkıcı karakter bir işarettir. Tıpkı her yönden rüzgara
maruz kalan bir dağın tepesi gibi, o da her yönden dedikodulara maruz kalır.
Onu bundan korumaya çalışmak anlamsızdır.
Yıkıcı karakter, anlaşılmakla hiç ilgilenmez. Bu yöndeki
çabaları yüzeysel bulur. Yanlış anlaşılmak ona zarar veremez. Aksine, tıpkı
kehanetler, bu yıkıcı devlet kurumları gibi, yanlış anlaşılmayı kışkırtır. En
küçük burjuva olgusu olan dedikodu, ancak insanların yanlış anlaşılmak istemedikleri
zaman ortaya çıkar. Yıkıcı karakter yanlış anlaşılmaya izin verir; dedikoduyu
teşvik etmez.
Yıkıcı karakter, evine bağlı olan insanın düşmanıdır. Evine
bağlı olan insan rahatlık arar ve evine bağlılığı bunun en somut örneğidir. Evinin
içi, onun bu dünyaya bıraktığı kadife kaplı izdir. Yıkıcı karakter ise yıkımın
izlerini bile siler.
Yıkıcı karakter, gelenekçilerin ön saflarında yer alır.
Bazıları nesneleri dokunulmaz hale getirip koruyarak aktarır, diğerlerini ise
durumları yönetebilir hale getirip ortadan kaldırarak aktarır. Bunlara
Yıkıcılar denir.
Yıkıcı karakter, temel duygusu olayların gidişatına karşı
yenilmez bir güvensizlik ve her an her şeyin ters gidebileceğini fark etmeye
hazır olan tarihsel insanın bilincine sahiptir. Bu nedenle yıkıcı karakter,
güvenilirliğin ta kendisidir.
Yıkıcı karakter, hiçbir şeyi kalıcı görmez. Ama tam da bu
yüzden her yerde yollar görür. Başkalarının duvarlarla ya da dağlarla
karşılaştığı yerde, o orada bir yol görür. Ancak her yerde bir yol gördüğü
için, her yerde önündeki engelleri de ortadan kaldırmak zorundadır. Her zaman
kaba kuvvetle değil, bazen de daha incelikli bir şekilde. Her yerde yollar
gördüğü için, kendisi de her zaman bir yol ayrımında durur. Hiçbir an, bir
sonraki anın ne getireceğini bilemez. Var olanı yıkıp enkaza dönüştürür;
enkazın kendisi için değil, onları kesen yol için.
Yıkıcı karakter, hayatın yaşanmaya değer olduğu duygusuyla
değil, intiharın bu zahmete değmeyeceği duygusuyla yaşar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder