Ukrayna’daki savaşın beşinci kışına yaklaşıldığı şu günlerde dünya gündeminde şu soru öne çıkıyor: Rusya, Ukrayna’dan sonra Avrupa’yı da mı hedefine koyacak? Sorunun kendisi yeni değil, ancak yaşanan son gelişmeler soruya “ne zaman” soru zarfının da eklenmesine neden oluyor.
“Gri Bölge”
Ağustos
ayının ilk yarısı, Avrupa’da art arda yaşanan “hibrit” olaylarla geçti.
Polonya, Ukrayna kökenli bir ABD vatandaşına yönelik Rusya kaynaklı olduğu
iddia edilen bir suikast girişimini engellediğini duyurdu, Estonya bir drone
üreticisinde çıkan yangının arkasında Moskova’yı gördüğünü açıkladı. Leipzig’de
bir Ukraynalı kargo uçağının yanına patlayıcı yüklü bir drone düştü, Almanya’da
bir drone şirketinin CEO’suna yönelik suikast planı engellendiği ortaya çıktı,
İtalya’da Ukrayna’ya mühimmat üreten bir fabrika büyük bir patlamayla yıkıldı
ve bundan birkaç gün önce de benzer bir patlama Bulgaristan’daki bir tesiste
yaşandı.[1] Buna bir
de Romanya hava sahasına giren ve İspanyol bir NATO uçağı tarafından düşürülen “muhtemelen
Rus kökenli” drone eklendiğinde, tablo “gri bölge” tabirinin artık yetersiz
kaldığını gösteriyor.[2]
Bu
olaylar zincirine ABD istihbaratının değerlendirmesi de eşlik ediyor. ABD
istihbarat kurumları, Rusya’nın bir Avrupa ülkesine saldırma ihtimalini artık tamamen
dışlamamakla birlikte bu ihtimalin 2026 sonbaharından itibaren yükseleceğini ve
en az 2029’a kadar yüksek kalacağını öngörüyor. Öngörülen senaryo doğrudan bir
kara harekâtından çok, siber saldırılar ve yerel provokasyonlarla sınırlı
kalması muhtemel bir “sınırlı” müdahale.[3] GLOBSEC’in
yayımladığı bir değerlendirme de benzer bir tabloyu çiziyor: Avrupa’nın hibrit
saldırılara karşı siyasi, ekonomik ve askeri dayanıklılığının zayıf olması,
Kremlin’in bu yöntemlerin işe yaradığına dair kanaatini güçlendiriyor.[4]
Burada
dikkat çekici olan, “büyük savaş” ile “hibrit saldırı” arasındaki sınırın
giderek muğlaklaşması. Nitekim aynı istihbarat çevreleri bir yandan Rusya’nın
büyük bir savaşa “henüz hazır olmadığını”, öte yandan bu sürenin “sürekli
kısaldığını” söyleyerek, tehdidin hem uzak hem de yakın olduğu biçiminde ne
söylediği belirsiz, ama silahlanmayı sürekli meşrulaştıran bir söylem üretmeye
devam ediyorlar.
Silahlanmanın “Ekonomi-Politik”i
Bu
belirsiz ama sürekli üretilen tehdit algısının en somut sonucu Avrupa’nın
silahlanma hızında görülüyor. Avrupa Savunma Ajansı’nın verilerine göre AB
üyesi ülkelerin savunma harcaması 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 20 artışla
418 milyar avroya ulaştı ve 2026 için öngörü rakam ise 454 milyar avro.[5] SIPRI’nin
küresel verilerine bakıldığında da 2025’te dünya genelinde yapılan askeri
harcamaların 2,89 trilyon dolara çıktığı ve bu artışın esas itici gücünün de
ABD’nin gerilemesine karşın yüzde 14 büyüyen Avrupa’nın harcamaları olduğu
görülüyor.[6]
Bu
tablodan en kazançlı çıkanlar ise Rheinmetall, Leonardo, Saab gibi Avrupalı
silah tekelleri. Bu silah tekelleri on yıl önce “siyaseten sakıncalı” sayılan
savunma hisseleriyle bugün yatırımcıların gözdesi haline geldiler. AB’nin
mühimmat üretim kapasitesi de 2022’de yıllık 300 bin mermi iken 2025 yılının sonunda
2 milyon mermiye çıktı.[7] Yani “Rusya’nın
Avrupa’yı işgal edeceği” senaryosu ne kadar gerçek olursa olsun, bu senaryonun
kendisi şimdiden Avrupa sermayesi için, özellikle savunma ve metal sektörleri
için, somut ve büyük bir kâr kaynağına dönüşmüş durumda. Tehdidin büyüklüğü
tartışılabilir, ama tehditten beslenen sermaye birikiminin büyüklüğü
tartışmasız bir durumda.
Dondurulmuş Varlıklar
Bu
silahlanma hamlesinin faturasını kimin ödeyeceği sorusu ise Avrupa içinde yeni
bir gerilim hattı açıyor. AB’nin elinde tuttuğu 210 milyar avroluk dondurulmuş
Rus varlıklarının Ukrayna’ya aktarılması tartışması, Belçika’nın hukuki
itirazları yüzünden aylardır tıkanmış durumdaydı ve bunun yerine AB bütçesinden
borçlanmayla finanse edilen 90 milyar avroluk “yetersiz” bir kredi devreye
sokulmuştu.[8]
Şimdi ise Hollanda, Polonya, İspanya ve İsveç, Ukrayna’nın 2026 savunma
bütçesinde açılan 26,8 milyar dolarlık boşluğu öne sürerek dondurulmuş
varlıkların kullanılması planını yeniden gündeme getirdiler.[9]
Bu
arada cephedeki savaş hız kesmeden sürüyor. Rusya’nın Kryvyi Rih’teki bir
alışveriş merkezini vurması 130’dan fazla kişinin yaralanmasına yol açtı, Putin
Rus devlet televizyonuna verdiği bir söyleşide Ukrayna’nın “en kırılgan”
ekonomik sektörlerini hedef alacağını söyledi.[10] Rusya’nın
müzakerelere ancak Putin’in “gerçeklik” tanımına uyduğu takdirde açık olduğunu
belirtmesi[11],
Trump’ın barış planının hâlâ bir uzlaşıdan çok bir “saha düzenlemesi” olarak
kaldığını gösteriyor.
Emperyalistler Arası Hesaplaşmanın Yeni Perdesi
Bütün
bu tablo bir araya getirildiğinde tek taraflı ve kaçınılmaz bir Rus
saldırganlığından çok, birbirini besleyen çok taraflı bir hesaplaşmanın olduğu ortaya
çıkıyor. Rusya, Ukrayna cephesinde istediği sonucu alamadığı için baskı alanını
genişletiyor, Avrupa burjuvazisi bu baskıyı hem gerçek bir güvenlik kaygısının
hem de içerideki silah sermayesini büyütmenin, savunma bütçelerini kesintiye
uğramadan sürdürmenin bir gerekçesi olarak kullanıyor, ABD ise Avrupa’yı “kendi
güvenliğinin faturasını kendisi ödesin” diyerek hem zayıflatıyor hem de kendi
silah sermayesine yeni pazarlar açıyor.
Bu yüzden “Rusya Avrupa’ya saldırır mı?” sorusuna verilecek yanıt, ne korku siyasetinin sunduğu “evet”, ne de resmî diplomasinin sunduğu “hayır” olabilir. Asıl mesele, bu belirsizliğin hem Moskova’da hem Brüksel’de hem Washington’da militarizmi büyütmenin bir aracına dönüştürülmüş olması. Ve bu tablodan çıkış, büyük güçlerin arasındaki hesaplaşmada değil, Avrupa’da ve Rusya’da savaş bütçelerinin yükünü sırtlanan emekçilerin ve halkların militarizme karşı örgütlü bir mücadele inşa etmesinde aranmalıdır.
[1]
https://foreignpolicy.com/2026/08/26/russia-ukraine-war-putin-europe-attacks-drones-sabotage-nato-hybrid-gray-zone-warfare/
[2]
https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-08-26/russia-is-escalating-hybrid-attacks-and-europe-has-no-answer
[3]
https://sfg.media/en/a/russian-attack-europe-risk-ukraine-war/
[4]
https://www.globsec.org/what-we-do/commentaries/how-russias-hybrid-warfare-will-escalate-2026-and-what-europe-must-do
[5] https://consilium-europa.libguides.com/EuropeofDefence/EUpublications
[6]
https://breakingdefense.com/2026/04/buoyed-by-european-rearmament-boost-global-military-spending-jumps-to-2-89-trillion/
[7]
https://www.euronews.com/business/2026/05/29/five-industries-benefiting-from-europes-defence-spending-boom
[8]
https://euromaidanpress.com/2026/08/22/ukrainians-rally-11-cities-frozen-russian-assets/
[9]
https://euromaidanpress.com/2026/08/27/eu-states-revive-frozen-russian-assets-ukraine/
[10] https://www.aljazeera.com/tag/ukraine-russia-crisis/
[11]
https://www.aljazeera.com/news/2026/8/21/russia-ready-for-new-ideas-on-ukraine-war-that-match-putins-goals