Çevirenin notu: Vietnam devriminin önderi Ho Şi Minh’in bu yazısı ilk olarak Fransız ulusal günlük gazetesi l'Humanité’nin 1 Ocak 1924 tarihli sayısında yayımlanmıştır.
Yazının orijinaline şu linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.marxists.org/reference/archive/ho-chi-minh/works/1924/01/01.htm
Türk halkı, hayranlık uyandıran bir cesaret ve fedakârlık
ruhuyla iğrenç Sevr Antlaşması'nı yırtıp attı ve bağımsızlığını geri kazandı.
Emperyalizmin komplolarını bozguna uğrattı ve sultanların tahtını devirdi.
Yorgun, parçalanmış ve ezilmiş uluslarını birleşik ve güçlü bir cumhuriyete
dönüştürdü. Devrimlerini gerçekleştirdiler. Ancak tüm burjuva devrimleri gibi,
Türk devrimi de yalnızca bir sınıfa, yani sermaye sahibi sınıfa yarar sağladı.
Ulusal bağımsızlık mücadelesine büyük katkı sağlayan Türk
proletaryası, şimdi başka bir mücadeleye, sınıf mücadelesine girişmek
zorundadır.
Bu mücadelede Türk işçi sınıfı birçok engelle karşı
karşıyadır. Türkiye'de Batı'da olduğu gibi sendikalar yoktur. Sadece aynı
şehirde yaşayan aynı meslekten işçileri bir araya getiren şirketler veya yardımlaşma
dernekleri vardır. Aynı şehirde yaşayan farklı mesleklerden işçiler veya farklı
şehirlerde yaşayan aynı meslekten işçiler arasında hiçbir bağlantı yoktur. Bu
da etkili bir ortak eylemi engellemektedir.
Bu duruma rağmen, geride bıraktığımız yıl işçilerin
ayaklanmalarıyla birçok kez sarsıldı. İstanbul, Haliç, Aydın vb. yerlerde
birçok grev yapıldı. Matbaacılar, demiryolu işçileri, liman işçileri, petrol
depoları ve bira fabrikalarında çalışan işçiler mücadele ettiler. On bin işçi
bu harekete katıldı. Bu deneyimlerin ardından Türk işçiler, zafer kazanmak için
örgütlenme ve disiplinin gerekli olduğunu anladılar.
İstanbul Kongresi İşçi Birliği'ni kuruyor
Kısa bir süre önce İstanbul'da bir İşçi Kongresi düzenlendi.
Kongreye 250 delege katıldı. Bu delegeler, 19.000 İstanbul işçisini, 15.000
Zonguldak kömür madencisini ve 10.000 (Balıkesir-ç.n.) Balya-Karaaydın çinko kurşun
madeni işçisini temsil ediyordu.
Mevcut 34 derneğin bir birlik, yani federasyon altında
birleştirilmesine karar verildi. Bu cesur karar, hükümeti korkuttu ve hükümet birliği
tanımayı reddetti. Savaşın sona ermesinden bu yana hükümetin işçilere karşı
tutumunu büyük ölçüde değiştirdiği belirtilmelidir. Hükümet, yabancıları kovma söz
konusu olduğunda her zaman işçilerin yanındaydı, ancak işçileri örgütleme söz
konusu olduğunda diğer tüm kapitalist hükümetler kadar gerici bir tavır
sergiliyor. Bu nedenle muhalefeti kimseyi şaşırtmadı. Ayrıca Lozan görüşmelerinden
bu yana Türk kapitalizminin yabancı sermayeyle flört ettiğini herkes biliyor. Bu
yabancı sermaye Türkiye'yi sömürgeleştirmeyi başaramayıp binlerce yoksul Yunan’ın
ve Türk'ün ölümüne neden olduktan sonra, şimdi barışçıl bir şekilde “Hilal Diyarı”na
nüfuz ediyor. Hükümetin İşçi Birliği’ni tanımayı reddetmesi, ülkedeki yabancı
sermayeye (beşte üçü Fransız’dır) yöneltilmiş nazik bir gülümsemedir.
Ancak Türk proletaryası ilk adımını attı. Devamı gelecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder