21 Şubat 2026 Cumartesi

Münih’te Eski Düzenin Yıkımı

Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı, dünya gündeminin zirvesinden inmiyor. Konferansta verilen mesajların ve yapılan tartışmaların önümüzdeki günlerde de süreceği gözüküyor. Bunda, toplantının “Under Destruction” (Yıkım Altında) temasının, ABD’nin ve Avrupa’nın mevcut uluslararası düzene nasıl baktığına dair önemli veriler sunmasının payı büyük.

ABD’nin “Yıkımı”

Konferansın ana temasını "kurallara dayalı uluslararası düzenin" tasfiyesi oluşturuyor. Buna göre ABD, kurucusu ve egemeni olduğu eski düzeni yıkarak sorunlarını çözmeyi amaçlıyor. Fakat bu ABD’nin hegemonyasından vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Aksine, yapay zeka, uzay savaşları ve kritik mineraller ve madenler üzerinde tam bir denetim kurarak yeni bir hegemonya, yani yeni bir sömürgecilik düzeni inşa etmek istiyor. Böylelikle hegemonyasını ve emperyalizmini eski uluslararası kurumlar ve serbest ticaret kurallarıyla sınırlamayı kabul etmeyeceğini beyan ediyor.

Bu beyan askeri, ekonomik ve siyasi gelişmelere de yön veriyor.

Askeri alanda ABD’nin yükü kademeli olarak Avrupa'nın omuzlarına yıkacağı ve kendi "Lebensraum"una öncelik vereceği görülüyor.

Ekonomik alanda küreselleşmenin sürdürülmesinin yerine içe kapanmanın, serbest ticaret dogmasının yerine ulusal sanayilerin korunduğu ve teknoloji sermayesinin öne çıkması muhtemel.

Siyasi alanda ise Avrupa'daki müttefiklerin kayıtsız şartsız ABD'nin vizyonuna entegre edilmesi, buna ayak direyen yapıların ise by-pass edilmesi planlanıyor.

Avrupa’yla olan ilişkilere gelince, bu üç alanda da ABD ve Avrupa’yı ciddi gerilimler bekliyor.

Vassal

Konferansta ABD'yi temsil eden Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa'nın ABD için "ortak bir medeniyet" temelinde vazgeçilmez olduğunu belirtse de ilişkilerinin devam etmesi için özellikle Avrupalı devletlerin “sorumluluk” almaları gerektiğini belirtti. Rubio’nun bu sorumluluğu “ABD’yi yeniden inşa etme görevinde olan Trump’a yardım etmek” şeklinde tanımlaması ise ABD’nin Avrupa’yı esasen “vassal” olarak gördüğüne işaret ediyor.

Almanya Şansölyesi Merz bildiğimiz dünya düzeninin "artık mevcut olmadığını", AB Dış İlişkiler Temsilcisi Kaja Kallas Avrupa'nın kurtarılmaya ihtiyacı olmadığını, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise Avrupa merkezli bir stratejik özerkliğin şart olduğunu söyleyerek tepkilerini koymakta gecikmediler.[1]

Trump yönetimi ise bu tepkilere kulak asmak bir yana Avrupa’yı kendi ayakları üzerinde duramayan, iklim ve göç politikalarıyla çürüyen bir yapı olarak tanımlamaya devam ederek Avrupa’ya “vassal” rolünü dayatıyor.

Çatlaklar

ABD ile Avrupalı liderler arasındaki bir diğer gerilim noktası ise Ukrayna ve barış görüşmeleri.

Avrupa’nın tam desteğiyle iktidarda kalmaya devam eden Zelenski, Münih’te Avrupa'nın olası barış masasında olmamasını "büyük bir hata" olarak tanımlayıp[2] Ukrayna'nın 2027'de AB'ye katılımı için net bir tarih isteyerek ABD’nin baskılarına karşı güç ve zaman kazanmaya çalışıyor.

ABD’nin Avrupa'yı sürecin dışında bırakmaya sürdürerek doğrudan Rusya ile temas içerisinde olması çatlakları kapanamayacak derecede büyütüyor.

Keza Danimarka ile ABD arasındaki "Grönland" gerilimi de bu çatlakları besleyen başka bir mesele. Grönland meselesi NATO arabuluculuğuyla şimdilik yatışmış gibi görünse de, adanın stratejik konumu ve kritik madenleri üzerindeki ABD baskısı sürmeye devam ediyor.

Avrupa’nın Savaş Hazırlıkları

Avrupa’nın savaş hazırlıkları gün geçtikçe daha da hızlanıyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in Münih’te AB'nin karşılıklı savunma maddesinin (Madde 42.7) acilen revize edilmesi gerektiğini ifade etmesiyle birlikte Avrupa genelinde savunma sanayii bütçelerinin artırılması için resmi süreçler başlatılıyor.[3]

Almanya, "Avrupa'nın en büyük konvansiyonel ordusu" olma hedefini yinelerken, Şansölye Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron "Avrupa Nükleer Kalkanı" kurmak için görüşmelere başlıyor.[4] AB kurumları ise askeri ve teknolojik kapasiteyi artırmak için hızla yasal hazırlıklar yapıyor.

Trump yönetiminin Avrupa'dan kendi güvenliği için harcama yapmasını istemesinden de güç alan Avrupa silah ve savunma sermayesi, bu nükleer silahlanma ve militarizasyon eğilimini sonuna kadar destekliyor.

Sonuç olarak bütün bu gelişmeler, ABD ve AB emperyalizmlerinin “yeni sömürgecilik” dönemine büyük bir gayretle ve “rekabetle” hazırlandıklarını gözler önüne seriyor.


[1] https://www.euronews.com/my-europe/2026/02/15/munich-security-conference-six-quotes-to-take-away-from-the-worlds-biggest-security-confer

[2] https://www.euronews.com/my-europe/2026/02/14/zelenskyy-says-europes-absence-from-peace-talks-is-a-big-mistake-as-he-calls-for-more-sanc

[3] https://www.euronews.com/my-europe/2026/02/14/von-der-leyen-rebukes-nato-chief-over-no-security-without-us-calls-for-european-mutual-def

[4] https://www.zeit.de/politik/ausland/2026-02/atomschirm-europa-deutschland-frankreich-friedrich-merz-emmanuel-macron

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

(Çeviri) Balkan Savaşı - Amadeo Bordiga

Çevirenin Notu: İtalyan Marksist Amadeo Bordiga’nın bu yazısı ilk olarak Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadının yayını olan “L...