(Toplumsal Özgürlük, Şubat 2012 sayısı)
Ekonomik krizle birlikte sarsılan kapitalizm, gözü dönmüş bir şekilde dünyaya, insanlığa saldırmaya hızını artırarak devam ediyor. Bu saldırı alanlarından biri de petrol sahaları. Petrol sahaları denilince akla ilk olarak Ortadoğu gelir, fakat en az bu bölge kadar değerli olan bir yer de Afrika’dır. Ve kara kıta bu saldırıların perde arkasındaki merkez bölgesi durumuna gelmiştir.
Yeni Basra Körfezi: Gine Körfezi
Afrika petrol açısından zengin birçok bölgeye sahip ve bu bölgelerinden biri de Gine Körfezi’dir. Bu körfeze kıyısı olan Gana’da geçen yıl bir petrol rezervi bulundu ve bu rezervin 1,8 milyar varillik petrole sahip olduğu belirtiliyor. Bu rezerve konmakta kapitalistler gecikmedi ve İngiliz Tullow Petrol şirketinin öncülüğünde kurulan konsorsiyum petrol çıkarmaya başladı.
ABD de bu bölgeye oldukça önem vermektedir. Petrol tüketiminin yüzde15’ini Afrika’dan karşılayan ABD’nin petrol aldığı ülkeler sıralamasında beşinci olan Nijerya ile altıncı sırada olan Angola da bu bölge yakınlarında bulunmakta. Ayrıca 2015’e kadar petrol ihtiyacının yüzde 25’ini Afrika’dan karşılamayı planlayan ABD, Çin’in Afrika’ya yönelik hamlelerini de önlemeye çalışmaktadır. Bunun için 2007’de kurduğu AFRICOM’u (ABD Afrika Savaş Komutanlığı) kullanmayı planlıyor. Başta Sao Tome ve Principe’de olmak üzere bu bölgede pek çok üssü bulunan ABD, bu askeri gücünü kullanarak bölgeye hâkim olmaya çalışıyor.
ABD’nin bu hamlelerini gören yerden Çin, kara kıtaya yönelik hamlelerini sıklaştırıyor. Afrika’dan petrol alımlarını artıran Çin, bölge ülkelerine yönelik yardım ve yatırımlarını da artırıyor. En son Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da Afrika Birliği’nin Genel Merkez binasını inşa eden Çin, aynı zamanda bu ülkeye araba fabrikası açıp, demiryollarını yapmaya başladı.
AB ülkeleri ise ABD ve Çin’in savaştığı bu alanda kendine pay çıkaramadığından Afrika’nın diğer bölgelerine yöneldi. İngiltere gözüne Somali’yi kestirmiş durumda. Kalkınma Bakanı Andrew Mitchell "Bu ülke fonksiy nel olarak en bozuk ülkelerden biri olduğu için buradaki varlığımızı derinleştirebiliriz" diyerek niyetlerini gizlemiyor. Somali’nin işletilmeyen büyük bir petrol rezervine, özellikle Puntland bölgesinin 5-10 milyar varillik petrol rezervine sahip olduğunu belirtmekte yarar var.
AB’nin başat gücü olan Almanya ise teknolojisiyle Afrika’ya yönelmiş durumda. Kömürden petrol üreten tek şirket olan Sasol aracılığıyla Almanlar, Güney Afrika’da yılda 50 milyon varilden fazla petrol üretiminin gerçekleşmesini sağlamaktadırlar. Diğer yandan Nijerya’ya yenilenebilir enerji yatırımları yaparak ucuz fiyata doğal gaz almakta, böylece Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışmakta.
Yeni Talan Maddesi: Kaya Gazı
Kapitalizmin doğayı talan etmesinin yeni malzemesi kaya gazı. Başta ABD,
Çin gibi gelişmiş ülkeler bu yeni enerji ürününe yönelmiş durumdalar. Fakat bu gazın çıkarılması sırasında çevrede oluşan olumsuz etkiler yüzünden bu ülkeler, deneylerini Afrika üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Güney Afrika şu an için ilk denek. Kaya gazı konusunda tecrübe ve teknolojiye sahip olan Halliburton, Chesapeake Energy ve Exxon Mobil gibi Amerikan şirketleri buraya yönelmiş durumdalar. Ayrıca ABD Hükümeti de bu konuya yönelik ilgisini ve yatırımını gün geçtikçe artırıyor. Keza Çin de Moğolistan sınırındaki bölgede kaya gazına yönelik çalışmalarını başlattı.
Ekonomik krizin geçici değil kalıcı olduğu ve uzun bir süre daha devam edeceğinin artık kapitalistlerce de kabul edilmesiyle birlikte, hammaddelerin ulaşım ve tedariki önemli konulardan biri oldu. Bu sebeple Afrika hâlâ işlenmemiş kaynakları, el değmemiş zenginlikleri ile kapitalistlerin gözünü kamaştırmakta.
Senelerdir Ortadoğu’nun arkasında görülmeyen bir şekilde kapitalistlerin savaş alanı olan kara kıta, giderek artan bir önemde öne çıkmaya başlıyor. Ve sanılanın aksine Ortadoğu değil Afrika, kapitalistlerin savaşının finale ulaşacağı yer olabilir.
Kaya Gazı Nedir?
Yeraltındaki kaya katmanlarının içinde bulunan doğal gaza verilen isimdir. Fracking denilen işlemle bu gaz açığa çıkartılır. Bu işlem, suyla birlikte katkı maddeleri kullanılarak kayaların delinmesi ve böylece açığa çıkan gazın toplanması işlemidir. Her ne kadar kaya gazı kömür ve petrole göre daha temiz olsa da, çıkartılması sırasından çevreye birçok olumsuz etkisi olmaktadır. Bunlardan biri kullanılan katkı maddelerinin yer altı sularına karışması, ikincisi de kayaları delme işlemleri sırasında yer sarsıntılarına yol açmasıdır. Ayrıca kaya gazı çıkartmak için açılan her kuyu için yaklaşık 3,5 milyon litre su kullanılması da bir diğer olumsuz etkidir. Fakat ilerleyen yıllarda teknolojinin geliştirilerek bu olumsuz etkilerin azaltılmasıyla, kaya gazının doğal gazın yerine geçirilmesi, böylece Rusya ve İran gibi doğal gaz üretiminde ilk sırada bulunan ülkelere olan bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder