1 Nisan 2014 Salı

Çin Batı'ya Yöneliyor

(Toplumsal Özgürlük, Nisan 2014 sayısı)

Kapitalizmin uzun dönem kriziyle birlikte açığa çıkan hegemonya krizinin özgün biçimlerde yapısallaştığı bir dönemdeyiz artık. Bu yapısallaşmanın şimdiki biçimi olan “çok kutupluluk” denemeleri, dünyayı “kutup” ülkelerinin hızlı ve çeşitli hamleler yaptığı bir satranç tahtasına dönüştürüyor. Çin, yaptığı hamlelerle perde arkasında kalan ve hızla ilerleyen özgün bir “kutup”. 

Çin-AB yakınlaşması 

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, başkanlığının birinci yılını doldururken ilk kez Avrupa turuna çıktı. Bu tur çerçevesinde sırasıyla Hollanda, Fransa, Almanya, Belçika ülkelerini ve Avrupa Birliği (AB) Komisyonunu ziyaret eden Xi Jinping, ekonomik ve politik olarak birçok önemli ve stratejik anlaşmayı imzaladı. 

AB ve Çin arasındaki ilişkilerin en önemli noktalarından birini ekonomi oluşturuyor. AB Çin’in en büyük ticaret ortağı, Çin ise AB’nin en büyük ikinci ticaret ortağı. Bu yüzden bu iki “kutup” arasındaki ekonomik ilişki, bir anlamda kendileri için can suyu niteliğini taşıyor.

Nitekim Xi Jinping’in Paris’i ziyareti sırasında, AB’nin ikinci büyük gücü olan Fransa’yla 18 milyar Euro’luk anlaşma imzalandı. Ziyaret sırasında, mali anlamda sıkıntılar yaşayan Peugeot-Citroen grubunun hisselerinin büyük bir bölümünü Çin’in Donfeng şirketi aldı. 

Almanya ziyareti 

Fakat görüşmelerin ve anlaşmaların en önemli ayağını Almanya ziyareti oluşturdu. Çin ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 2013 yılında rekor kırarak 161,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam iki ülke ilk diplomatik teması başlattığı 1972 yılındaki ticaret hacminden 580 kat daha büyük. Aynı zamanda Çin ile Avrupa arasındaki ticaretin üçte birine ve Çin’in İngiltere, Fransa ve İtalya’yla olan ticaret hacminin toplamına denk geliyor. 

Tren hattı diplomasisisi 

Dolayısıyla Çin ile Almanya arasındaki ilişkinin ekonomik boyutu stratejik bir noktada duruyor. Nitekim bu nokta yeni bir “ipek yoluyla” bir üst düzeye taşınmaya çalışıyor.

Avrupa’ya yapılan ticarette kullanılan deniz ticaretinin uzun sürmesi, hava yolu ticaretinin ise pahalı olması Çin’i kara ve demir yollarına itmişti. Bu sebeple yapılan Chongqing-Xinjiang-Duisburg demiryolu hattı 2011 yılında açılmıştı. Ziyareti sırasında Duisburg’a uğrayan Xi Jinping, “ekonomik ipek yolunu” ve ekonomik ilişkileri daha da büyütme çağrısı yaptı.

Çin ve Almanya yakınlaşmasının giderek artacağı anlaşılıyor. 

Çin’in yolu 

Yüksek büyüme rekorları kırarak ekonomisini büyüttüğü dönemlerde Çin, dış politikasında “yumuşak” güç olan “ekonomiyi” kullanmayı tercih etmişti.

Özellikle Afrika’daki ABD hegemonyasını bu yolla kısmen kırabilen Çin, Avrupa’da da aynı yolu tercih ediyor. AB’nin son dönemdeki tek gücü olan ve “kutup” olma yolunda başını kaldıran Almanya ile yapılan ekonomik anlaşmalar, dünyadaki hegemonya krizine yönelik hamleleri de içeriyor. Güçlerini Pasifik’e doğru yoğunlaştıran ABD’ye karşı silahlanmayı arttıran Çin’le anlaşma yapan Almanya için de bu tür hamleler, “kutup” olma yolunda bir anlam taşıyor. Çin’in hamlesi, Suriye ve Ukrayna meselelerinde farklılıklar yaşayan ABD ve Almanya arasındaki kırılmayı artırarak, “kutup” olmuş Almanya’yı yanına çekmeyi hedefliyor. Dünya satranç tahtasının giderek ısınacağı belli değil mi? 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

(Çeviri) Balkan Savaşı - Amadeo Bordiga

Çevirenin Notu: İtalyan Marksist Amadeo Bordiga’nın bu yazısı ilk olarak Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadının yayını olan “L...