Önceki yılları aratmayan bir şekilde “heyecanlı” ve hareketli geçen 2025 yılı, birtakım sorunları ve “fırsatları” da 2026’ya aktarıyor. Yıl boyunca yaşanan gelişmelerden kaynaklanan bu sorunların ve “fırsatlar”ın, özellikle küresel güçlerin hamleleriyle şekilleneceği görülüyor. Nitekim küresel güçlerin önümüzdeki yıl yapacakları hamleler de bu sene yaptıklarıyla belirli bir süreklilik içeriyor.
ABD’nin “Çabaları”
Dünya düzeninde egemen güç olma niteliğini koruyan ABD, geçtiğimiz
senelerde olduğu gibi rakipsiz kalma çabalarını sürdürdü. Bu çabalar kimi
olayların (İsrail-İran, Hindistan-Pakistan, Tayland-Kamboçya arasındaki
çatışmalarda ateşkesin sağlanması gibi) ABD’nin istediği şekilde
sonuçlanmasıyla sonuç da verdi. Ama bununla birlikte başka çabaların (Trump’ın
Çin’e yönelik tarifeleri ve Ukrayna’ya ağır silah yardımı) Çin ve Rusya gibi
“rakiplerde” ciddi güç kaybına yol açmaması, toplamda ABD’nin “rakipsiz” olmadığını
ve kalamayacağını gösterdi. Sene içerisinde Trump’ın Avrupa ile yaşadığı
gerilimlerin de bunda bir nebze payı bulunmakta.
Senenin sonuna doğru yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi (UGS)
belgesi ise ABD’nin bu sene olduğu gibi gelecek sene de Avrupa’ya kendini
dayatma, Çin ile Rusya arasında ayrılık yaratma, “içe dönerek” öz gücünü
artırma politikalarına devam edeceğini ortaya koyuyor.
Çin “İlerliyor”
Dünya düzenine yavaş ama kararlı adımlarla ve güç
biriktirerek çıkan Çin, egemen güç olma yönünde ilerliyor.
Trump’ın tekrar başa geçmesiyle birlikte “eski” boyun eğme
politikasına son veren Çin, ABD’den gelen hamlelere benzer tonda karşılık
vermekten çekinmiyor.
Boyun eğmeme politikasına bu sene de devam eden Çin,
Trump’ın tarifeler üzerinden yaptığı yoğun baskıya benzer tarifelerle karşılık
vererek meydan okudu. Buna ek olarak Pekin yönetimi Rusya ile ilişkilerini koruyup
derinleştirdi, bölgesindeki ABD müttefiki ülkelerle özellikle ticari ve askeri
ilişkilerini geliştirdi ve Tayvan’a yönelik askeri hazırlıklarını artırdı. Ve
son olarak Çin, UGS belgesine karşı yayımladığı Latin Amerika ve Karayiplere
yönelik strateji belgesiyle ABD’nin hamlelerine karşı dünya geneline nüfuzunu
yayma politikasını ilerleteceğinin sinyallerini veriyor.
Rusya “Dengede”
Batı’nın kendisini adım adım parçalama ve sömürgeleştirme
politikasına karşı Ukrayna’yı işgal eden Rusya, savaşın dördüncü yıl dönümüne
yaklaşılırken istediği hedefe tam anlamıyla ulaşamadı. Bununla birlikte
Ukrayna’da belirli bir statüko edinen ve küçük ilerlemeler sağlayabilen
Moskova, ülke ekonomisini de güçlendirmeyi sürdürüyor. Ve bu durum Rusya’nın
“şimdilik” korumak istediği denge halini oluşturuyor. Bu denge halinin yavaş
yavaş da olsa Rusya’nın gücünü artırma imkanını taşıması, dış politikayı da
etkiliyor. Putin’in ağustos ayında Alaska’da Trump ile görüşmesi, Avrupa’ya
saldırmayacağını sürekli tekrarlaması da bu etkinin göstergeleri. Bu bağlamda
Rusya’nın gelecek sene de ABD’yle uyumlu politikalar izlemeye, Avrupa’daki
savaş karşıtlarını yanına çekmeye çalışmaya ve Çin ile de ilişkilerini koruyup
derinleştirmeye devam edeceği öngörülebilir.
Avrupa “Yol Ayrımında”
2025 yılı boyunca neredeyse her güne silahlanma, ordu kurma
ve Rusya’nın dondurulan varlıklarına el koyma gündemiyle uyanan Avrupa, yılın
sonuna gelindiğinde henüz istediği hiçbir sonuca varamadı. Rusya’nın gücünü
koruması ve Ukrayna’da ilerleme sağlaması, Trump’ın silahlanma konusunda Avrupa’yı
yalnız bırakması, Avrupa Birliği içerisinde Macaristan ve Slovakya’dan gelen
çatlak sesler ve meydanlardaki “savaş karşıtları” Avrupa’nın sonuca varmasının
kolay olmayacağını da gösteriyor. Ve bu durum Avrupa’yı “Rusya’yla savaşa
hazırlanma” ya da “Putin’le barışma” seçeneklerinin bulunduğu bir yol ayrımına
sürüklüyor.
Ve sonuçta 2025 yılındaki gelişmelerin de küresel güçleri ve
sermayeyi benzer bir yol ayrımına, savaş ya da barış seçeneklerinin bulunduğu
bir yol ayrımına sürüklediğini ve 2026 yılında da buna yönelik hamlelerini
sürdüreceklerini söyleyebiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder