3 Ocak 2026 Cumartesi

Savaş Ateşinin Venezuela ile Harlanması

2025 yılının biterken ortaya saçtığı sorunlar ve “fırsatlar”, henüz bir haftasını bile doldurmayan yeni yılı belirleyecek gelişmelere yol açtı. İran’da süregelen gösteriler ve Maduro’nun ABD tarafından kaçırılması en başta Trump yönetiminin sorunları ve “fırsatları” nasıl gördüğünü ve ne şekilde değerlendireceğini açıkça ortaya koyuyor.

ABD Kural ve Hukuk Tanımayacak

3 Ocak 2026 günü gerçekleşen operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılması, ABD’nin çıkarları doğrultusunda artık hiçbir kuralı ve hukuku tanımayacağının ve buna göre hareket edeceğinin ilanı oldu. Nitekim Maduro’nun kaçırılmasının ardından düzenlenen basın toplantısında Trump’ın sözleri de bunu kanıtladı.

Özellikle Trump’ın “Venezuela’yı güvenli bir geçiş süreci olana kadar biz yöneteceğiz” demesi ve “yapmak istemiyoruz ama” deyip ikinci saldırı tehdidinde bulunması, ABD’nin arka bahçe olarak gördüğü “Latin Amerika” başta olmak üzere bütün dünya halklarını “boyun eğdirmeye” niyetli olduğunu gözler önüne seriyor. Trump’ın hızını alamayarak aynı basın açıklamasında Kolombiya ve Küba’yı da tehdit etmesi ise sıranın kimlerde olduğu sorusunun cevabına işaret ediyor.

İran, Rusya ve Çin

Trump’ın tehditleri sadece “arka bahçesi” ile sınırlı değil. İran’da haklı ekonomik ve siyasi saiklerle meydanlara çıkan göstericilere “sahip çıkan” Trump, molla yönetimine müdahale tehdidinde bulundu. Bu hareketiyle Trump’ın bir yandan İran halkının haklı demokrasi ve hak mücadelesini gasp etmeyi diğer yandan da füzelerle yok edemediği molla rejimini işgalle devirmeyi istediği görülüyor.

Fakat İran Cumhurbaşkanı’nın “halkı anlamalıyız” çıkışı ve rejimin protestoculara saldırmaması sadece Trump’ı dizginlemekle kalmadı, ABD ve İsrail’in hazırda beklediği saldırı fırsatını da “şimdilik” engelledi. Trump’ın kibri ve hızını alamaması göz önüne getirildiğinde bu engellemenin uzun sürmeyeceği ortada.

Öte yandan Trump’ın İran’a müdahale tehdidi ve Maduro’yu kaçırması, hegemonyasına karşı tehdit gördüğü Rusya ve Çin’e yönelik bir hamle niteliğini de taşıyor.

Çin lideri Şi Cinping'in özel elçisinin de yer aldığı heyetin ziyaretinin hemen ardından Maduro'nun kaçırılmış olması ve Putin’in konutuna yapılan dron saldırıları ana hedeflerin Pekin ve Moskova olduğunu gösteriyor.

Rusya ve Çin’in Venezuela’ya uzak mesafede bulunmalarının yanı sıra ABD müdahalesini engelleyecek askeri güçlerinin “henüz” olmaması, Trump’a cesaret veriyor. Fakat Çin ve Rusya’nın hem siyasi hem de askeri olarak destek verdiği İran’a yönelik bir saldırıda bu kadar “çaresiz” olmayacakları öngörülebilir. Dolayısıyla Venezuela ve olası Kolombiya, Küba saldırılarından sonra ya da daha öncesinde İran’a yapılacak bir saldırı, bu sefer küresel güçlerin birbirleriyle hesaplaştığı bir dönüm noktası olabilir.

Bütün bunlarla birlikte ABD’nin hiçbir kural ve hukuk tanımadan Venezuela’yı ve bütün kaynaklarını gasp etmeye çalışması, kapitalistlerin ve emperyalistlerin dünya halklarının canlarını hiçe sayarak, kârlarını ve servetlerini artırmak için savaş ateşini bütün dünyada harlamayı amaçladıklarını kör göze parmak sokarcasına gösteriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

(Çeviri) Balkan Savaşı - Amadeo Bordiga

Çevirenin Notu: İtalyan Marksist Amadeo Bordiga’nın bu yazısı ilk olarak Sosyalist Gençlik Federasyonu'nun sol kanadının yayını olan “L...