Soykırımcı Epstein Koalisyonu’nun (ABD ve İsrail) 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın etkileri, yalnızca İran sınırları içinde kalmadı. Bugün Irak, bir yandan ABD’nin ekonomik ve askeri kuşatması altında ezilirken, diğer yandan emperyalist saldırganlığın yarattığı lojistik krizleri aşmak için tarihi adımlar atıyor. Bölgesel denklemin en kritik aktörlerinden biri haline gelen Irak'ta, Direniş Ekseni'nin meydan okuması da giderek yükseliyor.
Suriye
Rotası
ABD
ve İsrail'in İran'a saldırısının ardından Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen
kapatması, bölgedeki enerji akışını altüst etti. Deniz yoluyla ihracatı büyük
ölçüde duran Irak, bu krizi aşmak için 15 yıl aradan sonra Suriye üzerinden
karayoluyla petrol ihracatına başladı. "Siyah petrol" olarak bilinen
fuel-oil taşıyan ilk Irak tanker konvoyu, uluslararası pazarlara sevk edilmek
üzere Suriye'nin Tartus kıyısındaki Banyas Rafinerisi'ne ulaştı. Irak Petrol
Bakanlığı, fuel-oilin tankerlerle Suriye üzerinden ihraç edilmeye başlandığını
resmen doğruladı.[1]
Bu
hamle, Irak için yalnızca bir ihracat sorununun çözümü değil, aynı zamanda
bütçe gelirlerinin ve üretimin sürdürülebilirliği açısından oluşan krize
verilen stratejik bir yanıt. Zira Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Irak'ın
güneyindeki ana petrol sahalarında üretimin yüzde 80 oranında düştüğü ve günlük
üretimin yaklaşık 800 bin varil seviyesine kadar gerilediği belirtiliyor. Ayrıca
bu sevkiyat planının geçici bir refleks değil, haziran ayına kadar geçerli
olmak üzere dört farklı şirketle anlaşma imzalanan organize bir ihracat
programı olduğu da ifade ediliyor.[2]
Bu
gelişmeler, HTŞ lideri Ahmed Şara'nın Suriye’yi Hürmüz’e alternatif bir kara
güzergâhı olarak yeniden konumlandırma çabasıyla da örtüşüyor. Dolayısıyla ABD’nin de.
ABD’nin
Vesayeti
Irak’taki
son yasama seçimleri, ABD işgali sonrası kurulan ve kimliklere dayalı siyasi
sürecin kısır döngü içinde devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Asaib Eh
el-Hak gibi bazı Şii silahlı grupların sandalye sayısındaki belirgin artış
dikkat çekerken, Başbakan Sudani’nin İmar ve Kalkınma Koalisyonu 45 sandalye
ile Şii partiler içinde en büyük blok haline geldi.[3]
Fakat
seçimlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen başbakanlık makamı hâlâ doldurulamadı.
Şii Koordinasyon Çerçevesi, eski Başbakan Nuri el-Maliki’yi yeniden aday
göstermek isteyince Trump yönetimi doğrudan müdahale ederek petrol gelirlerini
bloke etme tehdidinde bulundu. Maliki bu ağır şantaj üzerine geri adım atarak
yerine Basim Bedri’yi önerdi, karşısına ise mevcut Başbakan Muhammed Şia
es-Sudani’nin desteklediği İhsan Avadi çıktı. Yapılan iç toplantıda Bedri 7,
Avadi 5 oy almasına rağmen kesin karar çıkmadı. ABD’nin Irak siyaseti
üzerindeki tahripkâr vesayeti, başbakanlık krizini kronikleştirmiş durumda.[4]
Bu
siyasi restleşmeye İran sessiz kalmadı. Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı
Tuğgeneral İsmail Kaani, ateşkes sürecinden bu yana ilk yurt dışı ziyaretini
Bağdat’a yaparak, “Irak, başkalarının müdahale edemeyeceği kadar büyüktür”
mesajıyla Washington’a yüklendi.[5]
Bu
mesaja ABD silah gücüyle yanıt verdi. ABD güçleri Enbar, Kerbela ve Necef gibi
çeşitli yerlerde Irak Sınır Muhafızları’nı ve Haşdi Şabi güçlerini hedef aldı.[6] Böylece ABD İran’a giden lojistik
hatları kesmek ve Irak’ı savaşın lojistik üssüne çevirmek için silah gücünü
kullanacağını göstermiş oldu.
Direniş
Ekseni
Ancak
ABD emperyalizmine karşı Direniş Ekseni’nin mücadelesi de sürüyor. Irak’taki
İslami Direniş grupları, ABD ile gayri resmi ateşkesin sona erdiğini ilan etti.
Nuceba Hareketi’nden Haydar el-Lami, “Irak içindeki tüm ABD üsleri hedeftedir”
derken, bu tehdit hemen sahaya yansıdı. Direniş güçleri bugüne dek 170’ten
fazla düşman hava aracı ve seyir füzesini etkisiz hale getirdi ve 12 Mart’ta da
bir KC-135 tanker uçağını imha etti. Saraya Awliya al-Dam grubu ise ABD’nin
bölgedeki tüm üslerini hedef alan saldırılarını artırmaya hazır olduğunu
duyurdu.[7]
Diğer
yandan Yemen’deki Ensarullah güçleri ABD-İran müzakereleri çöktüğü ve savaşın yeniden
alevlendiği takdirde Babülmendep Boğazı’nı ve Kızıldeniz’i uluslararası trafiğe
kapatma tehdidinde bulundu. Bu da İran’ın Direniş Ekseni kapsamında Irak ve
Yemen cephelerini de stratejik bir bütünlük içinde gördüğünü ortaya koyuyor.
İran’ın hamlelerine karşı ise ABD Irak’a tam anlamıyla bir kuşatma uyguluyor. Bir yandan dolar şantajıyla hükümeti teslim alıp başbakanı belirlemeye çalışırken, diğer yandan askeri işgalle Irak’ı doğrudan egemenliği altına almak istiyor. Ancak başbakan düğümünün çözülememesi, direniş eksenindeki grupların saldırıları ve İran’ın savaşı bölgeye yayma stratejisi Washington’un Irak’ta işinin hiç de kolay olmayacağına işaret ediyor.
[1] https://t24.com.tr/dunya/hurmuz-bogazi-krizi-irak-i-petrol-sevkiyatinda-suriye-ye-yoneltti-irak-15-yil-sonra-suriye-uzerinden-siyah-petrol-ihracatina-basladi,1311585?_t=1777143379790
[2] https://www.gzt.com/ekonomi/irak-petrol-uretimi-son-durum-26-mart-2026-hurmuz-bogazi-neden-kapali-ekonomi-haberleri-4026411/2
[3] https://bianet.org/haber/irak-hukumeti-kurmakla-muhammed-siya-es-sudani-nin-gorevlendirilmesi-bekleniyor-313523
[4] https://x.com/kursunmuhammet/status/2046304666905108893
[5] https://www.indyturk.com/node/776028/d%C3%BCnya/washington-ve-tahran-ba%C4%9Fdat-%C3%BCzerindeki-bask%C4%B1y%C4%B1-art%C4%B1r%C4%B1yor
[6] https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/iran/0404202617
[7] https://ydh.com.tr/d/37452/d/38410/tahran-dan-washington-a-sartli-yesil-isik
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder