Dünyaya gelişimden bu yana bugün itibariyle kırk yıl geçti. Kırk rakamı, bir şeyleri hesaplatmak istiyor insana. Kaç yıl nerede geçti, ne kazanıldı, ne yitirildi? Fakat bu hesabı pek yapmak istemiyorum bugün. Çünkü hesap yapmak için önce her şeyi birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Oysa yaşanmış bir hayatın en güzel yanı, içindeki şeylerin birbirine geçmiş olması.
Kırk yıl içinde nelerin geçtiği, nelerin sürdüğü sorusu beni
daha çok meşgul ediyor. Süren şeyler arasında en başta umut geliyor. Bu büyük
laflarla anlatılabilecek bir umut değil, daha çok bir alışkanlık gibi bir şey.
Her sabah dünyaya bakıp "yine de" diyebilmek. Kolaydan kazanılmış bir
iyimserlik değil bu; tersine iyi bilinen hayal kırıklıklarından sonra, yine de
bir şeylerin mümkün olduğuna inanmak. Bazen çok zorlanıyorum bununla. Bazen
bırakmak daha kolay geliyor. Ama bir türlü bırakamıyorum.
Belki bu inat sadece benden değil; yanımda olanlardan da
besleniyor. Çünkü bu kırk yılda öğrendiğim en sağlam şeylerden biri, umudun
çoğul taşındığı. Tek başına tutunmak çok daha güç. Bir yanda duran, “dur biraz”
diyen ya da hiç konuşmadan sadece orada olan biri olunca insan kendini daha
taşınabilir buluyor.
Dostluğu hayatımın merkezine koyduğumun farkındayım. Bunu
büyük sözlerle ifade etmek istemiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim: Yıllar
içinde yanımda olan insanlar tartışmalarımızda, ortak suskunluklarımızda,
birbirimizin yazılarına baktığımız gecelerde — beni ne isem o yaptılar. Çok şey
bildiğimden değil, iyi insanlarla birlikte olduğumdan dolayı bir şeyler
öğrenebildim.
Sevgi de benzer bir şey. Dünyaya yönelik duyduğum sevgiden
bahsediyorum çoğunlukla, insanlara, emekçilere, halklara, hakkını arayan
herkese. Ama bu soyut bir sevgi değil, çok somut bir şey. Bir öfkeyle başlıyor
— haksızlığa karşı — ve bir bağlılığa dönüşüyor. Bu bağlılık yorucu bazen,
bedeli oluyor. Ama vazgeçilince insanın içinde bir boşluk kalıyor, bunu da
biliyorum.
Kırk yaşında ne hissediyorum diye sorulsa, ne büyük bir
coşku ne de derin bir hüzün derim. Daha çok, temkinli bir sıcaklık. Çok şey
oldu, daha çok şey olacak. Yanıldığım da oldu, yanılacağım da. Ama hâlâ mümkün
gördüğüm şeyler var, hâlâ sevdiğim, hâlâ önemsediğim insanlar var. Bu, sonuna
kadar gitmek için yeterli.
Doğum günü dileğine gelince, büyük bir şey istemiyorum.
Sevdiklerimin iyiliği, mücadelenin bitmemesi, gökyüzüne zaman zaman bakabilmek.
Ve yanımda olanlara, sessizce ya da sesli, bu yolda benimle beraber yürüdükleri
için teşekkür edebilmek.
Yolda olanlara, yanımda duranlara, zaman zaman karşımda durup düşündürenlere de teşekkürler. Onlarla geçen kırk yıl, olmasa nasıl olurdu bilmiyorum — ama iyi ki varlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder