Çevirmenin Notu: Jenny Farrell tarafından 4 Ekim 2023 tarihinde kaleme alınan bu yazıya şu linkten ulaşabilirsiniz:
Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldığı konuşmasında,
Jorge Videla yönetimindeki Şili hükümetinden kaçarak And Dağları üzerinden Arjantin'e
geçişini anlatır.
Bu balta girmemiş kadim dünyada yapılan zorlu ve tehlikeli
yolculuk, insanlığın kendi tarihi ve bugünü boyunca izlediği yolun bir
alegorisi haline gelir; bu dünya, en büyük tehlikelere rağmen her zaman sıradan
insanların dayanışmasıyla şekillenir. Rehberleri, Neruda’yı en değerli
hazineleriymiş gibi korurlar. Bu ıssızlık içinde, onlara barınak ve yiyecek
sunan insanlarla karşılaşırlar; hatta doğanın kendisi bile onların esenliğini
gözetir. Doğa, tarih ve emekçi insanlar arasındaki bu içsel bağ, Neruda’nın
şiirlerinin temel konusunu oluşturur.
Neruda, 12 Temmuz 1904’te Şili’nin orta kesimindeki Parral’da
Ricardo Eliécer Neftalí Reyes Basoalto adıyla dünyaya geldi. Yeni inşa edilen
demiryolunda balast [ray altı dolgu malzemesi-ç.n.] taşıyan bir trenin
makinisti olan babası, onu bölgedeki yolculuklarına dahil eder ve böylece
Neruda, demiryolu işçilerinin ağır fiziksel emeklerine bizzat tanıklık eder. Bu
ilkel doğa deneyimi, Neruda’nın şiirini şekillendirir ve daha sonra Evrensel
Şarkı’daki doğa şiirlerinin özünü belirler.
Ancak babası, Neftalí’nin edebiyata olan ilgisinden hoşnutsuzdu
ve yaşanan gerginlikler sonucunda genç şair on altı yaşındayken adını Pablo
Neruda olarak değiştirir. 1923’te ilk şiir kitabı Alacakaranlık Kitabı’nı yayımladı;
bunu 1924’te Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı izledi.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Şili’de grevler,
gösteriler ve polisle çatışmaların da eşlik ettiği işçi mücadeleleri önemli
ölçüde arttı. 1911’de kurulan Komünist Parti, dinamik FOC (Şili İşçi
Federasyonu) üzerine bir temel oluşturabildi ve bakır ve nitrat madenlerindeki
uzun soluklu sendikal mücadele geleneği sayesinde Şili’deki komünist hareket, Latin
Amerika’nın en aktif hareketlerinden biri haline geldi.
Ibáñez del Campo, 1927’de cumhurbaşkanlığı görevini
devraldı. İçişleri bakanı olduğu dönemde Ibáñez, kitlesel tutuklamalara öncülük
etmiş ve amacını ülkeyi “anarşistlerden ve komünistlerden” arındırmak olarak
açıklamıştı. Neruda ise bu dönemde diplomatik bir kariyer yapma imkânlarını
araştırır. 1927’de Myanmar’ın Yangon kentine atanır; ardından Kolombo, Singapur
ve Cava’da görev yapar ve 1932’de ise evlenmiş olarak Şili’ye döner. Şili, yeni
diktatör Carlos Dávila tarafından yönetilmektedir.
1933 yılında Neruda, Buenos Aires’e konsolos yardımcısı
olarak atanır. Burada Federico García Lorca ile tanışır ve arkadaş olur.
1934'te, siyasi durumun ciddi şekilde kötüleştiği İspanya'ya konsolos olarak
atanır. Neruda, Lorca'nın yanı sıra dönemin diğer önde gelen şairleriyle de
tanışır: Alberti, Hernández, Guillén. Neruda, komünist olan ikinci eşi Delia
del Carril ile tanışır ve giderek komünist bir çizgiye yaklaşır.
Temmuz 1936’daki Franco darbesinin ardından baskı dönemi
başlar; Ağustos ayında Lorca öldürülür ve İspanya İç Savaşı patlak verir. Yürekte
İspanya (1937) adlı eserinde Neruda, İspanya Cumhuriyeti’nin yanında
olduğunu etkileyici ve net bir dille dile getirir:
Gelin görün kanı sokaklardaki,
Gelin görün
Kanı sokaklardaki,
Gelin görün kanı
Sokaklardaki.
1936'da Paris'te Louis Aragon ve Paul Éluard ile tanışır ve “Kültürün
Savunulması için İkinci Uluslararası Yazarlar Kongresi”ni düzenler ve katılır.
Ardından Neruda ve Delia Şili'ye döner ve Neruda, Yürekte İspanya adlı
eserini tamamlar.
İspanya’da dökülen kan, Güney Amerika tarihindeki işkence
görmüş halkların anılarını canlandırır; bellek, şairin tanıklık ettiği bir
süreç olarak şiirin merkezi işlevi haline gelir. Bellek, on yıl sonra
yeraltında tamamlanacak olan Evrensel Şarkı’nın kurucu ilkesi olur.
Evrensel Şarkı’nın teması tarihtir: Doğanın insanlaşması,
Güney Amerika tarihi, kurtuluş hareketleri ve anti-emperyalist mücadele.
İnkaların torunları olan Machu Picchu’nun emekçi halkından başlayarak, halk
tarihsel sürecin başkahramanı olur.
1939’un başlarında, demokrat cumhurbaşkanı Aguirre Cerda,
İspanyol mültecilerin göçünü kolaylaştırması için Neruda’yı görevlendirir.
Neruda, yaklaşık iki bin İspanyol’un Şili’ye kaçışını sağlar.
Nazilerin SSCB’yi işgal etmesinin ardından Neruda, Sovyetler
Birliği’ni aktif olarak destekler ve kuşatma altındaki insanların ortak
deneyimlerini ve direnişlerini konu alan Stalingrad’a Şarkı’yı yazar.
Neruda, Peru’daki İnka kalıntıları olan Machu Picchu’yu
ziyaret eder ve bu ziyaret onda kalıcı bir etki bırakır. 1945’te Komünist Parti’ye
katılır ve 1946’da merkez sol cumhurbaşkanlığı adayı Videla’yı destekler; ancak
Videla, bir yıl sonra ilerici güçlere zulmeder ve sendikaları acımasızca
bastırır. Mücadele eden madencilerle karşılaşan Neruda, sanatın kitleler
tarafından anlaşılması gerektiğinin farkına varır.
1948’de siyasi baskılar nedeniyle yaklaşık bir yıl boyunca
yeraltına çekilmek zorunda kalır. Bu dönemde Evrensel Şarkı’yı tamamlar. 1949’un Şubat ayı
sonlarında And Dağları’nı aşarak Arjantin’e kaçar, ardından Avrupa’ya sığınır,
birçok sosyalist ülkeyi gezer ve daha sonra üçüncü eşi olacak Matilde Urrutia
ile bir ilişki kurar.
Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin 20. Kongresi ve Çin
Kültür Devrimi, Neruda’nın mevcut sosyalizmin her yönüne verdiği koşulsuz
desteğin üzerine bir gölge düşürse de bir komünist olarak insancıl bir geleceğe
olan sarsılmaz bağlılığını hiçbir zaman etkilemez. 1950’ler aynı zamanda Küba
Devrimi’ne de sahne olur ve Neruda, Protesto Şarkısı adlı şiir
derlemesiyle bu devrimi selamlar.
1969’dan itibaren Neruda, Eylül 1970’te seçimi kazanan
Salvador Allende’nin seçim kampanyasında aktif olarak yer alır. 1971’de Neruda,
Nobel Edebiyat Ödülü’nü alır. Kasım 1972’de ağır hasta olduğu halde Şili’ye
döner. 11 Eylül 1973’te darbe haberini ve Başkan Allende’nin ölümünü öğrenir.
Pablo Neruda, 23 Eylül’de hayatını kaybeder. Cenazesi, halk
ayaklanmasının ilk tezahürü olur:
Biri yüksek sesle “Yoldaş Pablo Neruda!” diye bağırmaya
başladığında hepimiz “Burada!” diye cevap verdik . . . Sonra aniden, “Yoldaş
Victor Jara!” diye bir haykırış duyuldu. Bir anda seslerimiz titredi: . . . “Burada!”
. . . “Yoldaş Salvador Allende!” . . . “Burada!
Şubat 2023’te uluslararası bir adli tıp uzmanları ekibi,
Neruda’nın cunta emriyle zehirlendiğini tespit etti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder