Gümrük Tarifeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gümrük Tarifeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2025 Cuma

Tarifeler Çin’i Aktifleştiriyor

Trump’ın tarifeleri “ekonomik alanda” yeni bir dönüm noktasına işaret etmekle birlikte tarifelerin esas hedefi olan Çin için de benzer bir dönüm noktası anlamını taşıyor. Bugüne kadar esas hedef olmaktan bir şekilde “kaçınabilen” ya da kendisine yapılanlara “sessiz” kalan Pekin, “yeni” dönüm noktasına uygun “yeni” hamleler yapıyor. Bu “yenilikler” Çin’in hem gücünü hem de zaaflarını göstererek “aktif” olacağı bir süreç içerisine girdiğine işaret ediyor.

Restine Rest

Çin’in “aktifliğinin” en önemli göstergesi gümrük tarifelerine anında verdiği cevaplar. Trump’ın koyduğu tarifelere aynı tonda cevap veren Pekin, farklı alanlarda ekstra hamleler de yapmakta. 11 ABD’li şirketi daha güvenilmez şirketler listesine alan Pekin, nadir madenlerin ihracına da kısıtlama getirdi.

Nadir madenlerin ihracına getirilen kısıtlama, tarifelere verilen cevaplar göre daha ciddi bir hamle. Çünkü ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’na göre ABD, ihtiyaç duyduğu nadir toprak metallerinin yaklaşık yüzde 80'ini ithal ediyor ve bu ithalatın yüzde 70’i Çinli şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu metallerin ve madenlerin telefondan savaş uçağına kadar çeşitli “kritik” ürünlerin yapımında kullanılıyor olması “taviz vermeyecek” Trump’a “Çin ile görüşüyoruz” dedirttiriyor.

Çin’in ABD’ye “restine rest” demesinin iki nedeni daha bulunuyor.

İlki Çin’in “ekonomik” alanda ABD’ye bağımlılığını azaltması. Çin’in toplam ihracatı içinde ABD’nin payı 2018’de yüzde 20 iken şimdilerde yüzde 15’e kadar gerilemiş durumda. Bununla birlikte Çin kendisine emperyalist iş bölümü doğrultusunda çizilen niteliksiz meta üretme rolünü reddetmesi ve devlet destekli yatırımlarla katma değeri yüksek metalar üretebilmesi ve hatta DeepSeek’in örneğinde görüldüğü üzere öncü olabilmesi, Pekin’in elini daha da güçlü kılıyor.

İkinci ise Pekin’in tarife hamlesini askeri kuşatmanın yanında ekonomik kuşatma olarak okuması. Trump seçilmeden önce bazı Çinli sermayedarlar fabrikalarını Vietnam, Tayland gibi Güneydoğu Asya ülkelerine taşımışlardı, ama onlar da tarifeden kaçamadılar. Bu da Çin’i kuşatmaya karşı “aktif” olmaya itiyor.

Fırsatlar ve Zaaflar

Pekin’in ABD’ye karşı elinin güçlü olması “fırsatlar” sunmakla birlikte “zaaflarını” da ortaya çıkarıyor.

Fırsatların en büyüğü Çin’in düzen kurucu güç olma şansını yakalaması.

Çin’in çok kutuplu dünya düzenini ve serbest ticareti savunması dünya çapındaki etkisini artırmakla birlikte ABD’ye ve gümrük tarifelerine “mesafe” koymak isteyen ülkeleri de yanına yaklaştırıyor. Bu da Çin’in “siyasi” olarak düzen kurabilmesine olanak tanıyabilir.

Öte yandan ABD’nin ilk olarak 2018’de getirdiği gümrük vergilerine karşı hareket geçen Pekin, o zamandan bu yana BRICS’i genişletmeye çalıştı, elindeki ABD tahvillerini azalttı, Çin Yuanı’nı ticarette kullanmaya başladı. Şimdi ise yapay zeka ve mikroçiplerde öncü olmaya çalışıyor. Bu da Çin’in “ekonomik” alanda belirleyici olmasına olanak tanıyor.

Pekin ise bu olanakları değerlendirme doğrultusunda hamlelerini sıklaştırıyor. Başkan Şi Cinping’in Malezya ve Kamboçya başta olmak üzere komşu ülkeleri gezerek ekonomik ve askeri kuşatmayı kırmaya çalışıyor. Diğer yandan Çin yönetimi Güney Kore ve Japonya’ya da “gümrük savaşına” karşı beraber davranmayı teklif ediyor.

Bunlara ek olarak Çin tarifelerden nasibini alan AB’ye özel önem gösteriyor. Pekin Uygur Türkleri için yaptıkları açıklamalardan dolayı yaptırım kararı aldığı AB parlamenterlerinin yaptırımlarını kaldıracağını ilan ederken, Şi Cinping bizzat AB ülkelerinin liderleriyle görüştü. Hatta Çin yeni pazarlar için AB’ye heyetler de gönderdi. Fakat AB ne Çin’e yatırım yapmaya ne de Çin’in yeni pazarı olmaya hevesli. Bu nokta Çin’in “zaaflarını” ortaya çıkarıyor.

ABD ile güçlü ekonomik ve siyasi bağları olan ülkeler bu süreçte Çin ile bağlarını koparmasalar da yakınlaşmaktan çekinmekteler. Örneğin son BRICS Dışişleri Bakanları toplantısına Hindistan Dışişleri Bakanı katılmadı. Bunda Çin’in Pakistan’ın yakın müttefiki olmasının da payı var. 

Diğer yandan Çin mallarına yönelik tarifelerin diğer ülkeler tarafından kendi sanayilerini korumak ve hatta ABD’ye ihraç yapmak için bir fırsat olarak da görülmesi “çekinceyi” artırıyor. Bu da Çin mallarına yönelik talebin azalmasına yol açabilir ve dolayısıyla Çin’in büyüme hedefini düşürmekle birlikte Çin’e ülke içerisinde maliyetleri azaltma baskısı yaratıp Çin halkını yoksullaştırabilir.

Fakat bu durum Çin’in önüne başka bir “fırsat” daha sunuyor.

Gümrük tarifeleri, Şi Cinping iktidara geldiğinden bu yana sürekli vurgulanan Çin’in iç talebi artırma politikasına ağırlık vermesini sağlayabilir. 

Ve bu da Çin’i bir yol kavşağına getiriyor:

Çin meta zenginliğini içeride dağıtarak sosyalist “ortak refahı” mı yoksa kapitalizmin ihtiyacı olan nitelikli ya da niteliksiz ucuz iş gücü yaratmaya devam etmeyi mi seçecek?

Çin gümrük savaşlarına ulusal varoluş meselesi olarak bakması ve Mao’dan alıntılar yaparak savaşı sürdüreceklerini belirtmesi Pekin’in ilk seçeneğe yakın olabileceğine işaret ediyor. Fakat gümrük savaşları “yumuşadığı” takdirde ikinci tercih birinciyi unutturabilir. 

26 Nisan 2025 Cumartesi

Trump Tarifelerini Attı!

Yeni yıla girildiğinden bu yana her hareketi ve sözüyle “olay” yaratan Trump, yeni hamleleriyle dünyanın gündemini ve “geleceğini” belirlemeyi sürdürüyor. Aylardır dile getirdiği “gümrük tarifeleri” meselesini uygulamaya çalışması ise emperyalist güçler arasındaki savaşın “ekonomik boyutunda” yeni bir dönüm noktasına erişildiğini gösteriyor.

Bu dönüm noktası; aşırı birikim ve kâr oranlarının düşme eğiliminden kaynaklanan kapitalizmin yapısal krizinin artık küreselliği değil, blokları, bölgeselliği ve hatta ulusallığı esas alan çeşitli biçimlerde çözülmeye çalışılacağına dair güçlü belirtileri barındırıyor. Fakat bu çözüm çabalarının, kapitalizmin gerek üretim süreci ve üretimdeki işbölümüyle gerekse dolaşım ağlarıyla yeryüzünü büyük oranda kaplaması nedeniyle, küreselliğe önemli oranda bağımlı olacağı görülüyor. Nitekim emperyalist güçlerden bölgesel ve yerel güçlere kadar bütün özneler de hamlelerini “küresellikten” kopmamaya çalışarak yapmaya başlamış durumdalar.

Trump’ın Planları 

İlk olarak Trump, ülkelere uyguladığı tarifeyi ABD ile yaptıkları ticaretin açığının büyüklüğüne göre belirleyerek “kılıcını” attı. Bu hamlesiyle “tek” patronun kendisi yani ABD olduğunu göstermeyi planlıyordu. Trump ithal mallara koyduğu yüksek vergilerle ABD’yi üretim merkezi yapmayı hedefliyor ve böylece diğer ülkelere yeni ticaret anlaşmaları dikte edebilmeyi, ticaret dengesini sağlamayı ve ABD pazarını genişletmeyi amaçlıyordu. Keza gümrük tarifelerini bankacılık, sigorta, yazılım vb. hizmetlere değil mal ithalatına yönelik yapması da ABD’nin hegemonik gücünü “üretim süreci” üzerinden kurmayı planladığına işaret ediyordu. 

Fakat halihazırda ABD’nin hegemonyasını sağlayan şey finansal altyapısı ve doların dünya parası olması. Bu durum ABD’yi seneler içerisinde ucuz ithalata bağımlı kıldı ve sanayisinin temelini zayıflattı. Bu zayıflama işgücüne de yansıdı ve hizmet sektörü ile finans ve teknolojide yoğunlaşmış istihdam yarattı. Şimdi ABD için gerekli olan ise üretimdeki işgücü. Ki Trump’ın seçimlerdeki en büyük vaadi de ülke içerisinde istihdamı artırmaktı ve ülkedeki işçi sınıfının desteğini böyle kazanmıştı. Dolayısıyla Trump’ı tarifeleri uygulamaya iten nedenler içerisinde “iç” etkenlerin payı büyük. 

“Dış” etkenlerin arasında ise “hegemonyayı sürdürme” kadar “hegemonyanın biçimi” de öne çıkıyor. Askeri harcamaları her yıl rekorlar kıran ABD, ekonomi dışı “zor” ile sorunlarını çözme stratejisinin sınırlarına gelmiş durumda. Yoğun askeri yardıma rağmen Ukrayna’da Rusya’ya geri adım attırılamaması, Afrika’daki darbelere rağmen Çin’in nüfuzunu yaymaya devam etmesi ABD’yi “üretime” odaklanmaya itiyor. Bu odaklanmanın içeriye etki eden bir yanı da var: Pentagon.

ABD’nin üstün silahlarına dayanan endüstriyi gerek NATO gerekse ikili anlaşmalar aracılığıyla dünyaya yayarak küresel yapı oluşturan Pentagon, “demokratlarla” birlikte Trump’a karşı güçlü bir duruş (suikast?) sergilemişti. Trump’ın gümrük tarifeleri ise ABD’nin müttefiklerine silah tedarikini azaltarak askeri endüstriye zarar verme olasılığını taşıyor. Bu da Trump’ın kendisine “darbe” yapılabileceği söylentilerini ciddiye alarak Pentagon’un “içerideki” gücünün maddi altyapısını “darbelemeyi” amaçladığını gösteriyor.

Etkiler ve Engeller

Trump’ın tarifelerinin, planlarının ve amaçlarının çeşitli etkileri ve karşılaştığı engeller ise “içeride” ve “dışarıda” birbirine karışarak kompleks bir durum oluşturmakta.

Trump tarifeleri ilan eder etmez 75’ten fazla ülkenin görüşme talep etmesi “engellerin” büyük olacağının bir göstergesi. Nitekim daha görüşmeler yapılmadan Çin hariç diğer ülkelere uygulanacak tarifelerin 90 gün ertelenmesi Trump’ın da “engelleri” fark ettiğine işaret ediyor. Bu ertelemede resesyon olasılığının güçlü olması da önemli bir etken. Keza tarife kararının ardından ABD tahvillerinin değerinin düşmesi ve finansal çöküş olasılığının artması Trump’a geri adım attırmış durumda.

Tarifelerin “içeriye” etkisi ise oldukça “sınıfsal”. İlk olarak tarifeler işçilerin ve emekçilerin yaşamını doğrudan etkilemekte. Çin’den yapılan ithalatı etkileyen tarifelerin en çok temel ihtiyaç ve tüketim maddeleri hakkında olması arz şokuna neden olacağı için resesyona ve enflasyona ve de dolayısıyla üretimin, ticaretin ve yatırımların azalmasına da yol açabilir. Bu da işçilerin ve emekçilerin işsiz kalmalarının yanı sıra daha da yoksullaşmalarına neden olabilir. ABD’nin ithal ettiği ve tarifelerin uygulanacağı metaların çoğunlukla emek yoğun işleri içermesi de düşük gelirli ve gelişmekte olan “güney” ülkelerini de benzer bir şekilde etkileyebilir. Dolayısıyla Trump’ın tarifelerin en önemli etkisi işçileri ve emekçileri daha da yoksullaştırmak olacaktır.

Tarifelerin bir diğer etkisi ise sermaye “içerisine”. ABD’nin ithal ettiği metaların büyük kısmının imalat girdileri olması ve bunların da büyük kısmının Çin’den geliyor olması ABD sanayi sermayesinin tepkisine neden oluyor. Trump’ın baş destekçilerinden ve Çin’de büyük yatırımları olan Musk ciddi itirazlarda bulunmasına rağmen henüz istediği sonucu alamıyor. Fakat telefonlardan bilgisayara kadar çeşitli elektrikli ekipmanların ve onların bileşenleri Çin’den ucuza geliyor olması, ABD’nin bunları üretebilmesi için yeni fabrikalar kurmasının gerekmesi ve bunun da pahalıya gelmesi tarifeleri “engelleme” yönünde ciddi bir etmen olarak ortada duruyor.

Öte yandan Kaliforniya Valisi ve Eyalet Başsavcısı öncülüğünde Trump’a tarifeleri uygularken gerekli koşullara uymadığı için dava açılması da ABD sermayesinin “içeriden” engellemeyi farklı araçlarla sürdüreceğini gösteriyor.

Tarifelerin dışarıdan “engellenmesi” de ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Trump’ın tarife yükseltmelerine aynı sertlikte karşılık veren Çin, bir adım daha ileri gitti. Bu adımında Pekin, nadir toprak element ihracatını durdurarak ABD’nin savaş uçağından cep telefonuna kadar her alandaki üretimi etkilemiş durumda. 

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in bu ticaret savaşının “sürdürülemez” olduğunu ve “iki tarafın” da gerilimi düşürmesi gerektiğini bildirmesi, Trump’ın Çin’e karşı söylemlerinde “yumuşamaya” başlayarak özellikle teknolojik aletler için gerekli maddelerde muafiyetler tanıması Çin’in attığı ileri adımının sonuç aldığını gösteriyor.

Sonuç olarak Trump ortaya attığı tarifelerle uygulamak istediği planlar, etkileri ve karşılaştığı engeller nedeniyle şimdilik “kötürüm” haline gelmiş durumda. Ve Trump’ın sürekli tarife ve hamle değişikliğine gitmesi de bir “B” planı olmadığını gösteriyor. Ve bu durum da başta Çin’in olmak üzere diğer küresel ve bölgesel güçlerin yapacakları hamlelerin dünya çapındaki etkisini ve önemini giderek artırıyor. 

Encomienda'dan Luther'e: Parsellenmiş İktidar ve Direniş Doktrini

Encomienda, İspanya'nın Amerika kıtasında kurduğu ve yerlilerin dinî eğitim ile koruma karşılığında encomenderoya haraç ödeyerek çalıştı...